UÇAN SÜPÜRGE

GİDİŞLER - GELİŞLER 
SÜPÜRGELİ CADININ ŞEHİR HİKAYELERİ
______________________________________


İki yıl önce cittaslow yani sakin şehir olan Eğirdir henüz şehirkolik listenizde yoksa bir eksik kalmış demektir listeniz. Hemen revize edin ve Eğirdir'i üst sıralara yerleştirin. Bu sakin şehirde Eskiciler Konağı Nis Otel  en iyi seçim konaklama için.  👉 ...

__________________________________
MADRİD'in ALTIN SANAT ÜÇGENİ

Madrid ; sanatın başkenti, pek çok müze ve sanat galerisi var gezilecek ama üç tane müze var ki Madrid'in altın sanat üçgenini oluşturuyor bu müzeler. 


  • PRADO
  • REİNA SOFİA
  • THYSSEN-BORNEMİZSA
   👉 ...
 ______________________________________
STRASBOURG'da İKİ DÜKKAN 


Tiger Strasbourg  ve La Mercerie du Bain aux Plantes bu dükkanlar 
 👉  ...
______________________________________


4 GÜNDE İSPANYA'da İKİ BAŞKENT ; MADRİD ve TOLEDO 

Dört günde Madrid hem de bir gün eski başkent Toledo'ya tren ile gidilecek ve toplam 5 müze , sayısız dükkan ve cafe - hard rock cafede alışveriş ve shangria dahil - sınırsız vegan tapas ile paella yenilecek , mükemmel içki shangria bir kez de Plaza İndependencia'daki cafelerden birinde Puerta del Alcala'ya karşı içilecek ve ara sokaklar fotoğraflanacak . Başka birinden duysaydım hadi canım derdim ama bunu bizzat yaşadım , lütfen yaşayın siz de 👉 ...

_________________________________________

BÜKREŞ'te NOEL PAZARI yada TARGUL de CRACIUN BUCUREŞTI



Aralık ayı geldiğinde noel pazarlarını dolaşmayı seven bir şehirkolik olarak bu sefer Bükreş'e karar kıldım . Balkanların naif halkı nasıl kutluyordu bakalım Noel'i 👉 ...
__________________________________________

JAPONYA'DA ZAMAN


Binaları ile baş döndüren tekno şehir Tokyo'da "zaman" başka türlü yol alıyor!  Siz seyirci kalıp izleyebilirsiniz de zamanı, içinde olup unutabilirsiniz de, bu tamamen seçimlerinize bağlı.
👉... 




__________________________________________

WATERLAND'E GİTMENİN EN KOLAY YOLU


Üç Günlük Amsterdam kayboluşumuzun bir gününü Van Gogh, Renoire, Picasso'nun da zamanlarını geçirdiği Volendam, Edam ve Marken'e ayırdık yani, Waterland'e 👉...  



__________________________________________


AMSTERDAM; ÖZGÜR ve POZİTİF


Amsterdam ; Şehirkolikler için olmazsa olmaz  şehirlerin başında gelir, büyülü bir şehirdir, iflah olmaz romantikler için kanal boylarında yürüyüş yapmak, gurmeler için peynir dükkanlarını talan etmek, sanatkolikler için sayısız müze ve galeride kaybolmak  👉...

______________________________________


BUDAPEŞTE'YE HAYAT VEREN HEYKELLER


Bir şehre Nehir yakışır, Ayışığı yada Müzik, Karlar altındaki Damlar, yada İlkbaharda sere serpe çimenlere oturmuş Üniversite öğrencileri, Vapur ve Martının yakıştığı şehirler de vardır, Festivalin yakıştığı şehirler de, ama bir şehre bronz heykeller bu kadar mı yakışır ? 👉...

_____________________________________


BU DEFA SESAMOS yada AMASRA'ya

Bardaktan boşanırcasına yağan yağmurun altında düştüm yollara, bu defa istikamet Sesamos yani, Amasra .   Amasra annemin memleketi aslında ama, biz İstanbul çocukları olmuşuz, hiç bilmiyorum Amasra'yı. O yüzden biraz da heyecanlıyım, köklerim var ne de olsa 👉...







______________________________________

KRAL BUDA KRALİÇE PEŞTE

Bazı şehirler hep bir sonraya kalır ne yazık ki! Başka şehirlerin gölgesi vurur üzerine, görünmez olurlar  "Şehirkolikler" açısından. Budapeşte daima sonra bir ara giderim diye diye ertelediğim bir şehirdi ve sanırım "Prag"'ın gölgesinde kalıyordu benim için. Aralık ayı Orta Avrupa'ya çok yakıştığından o bir ara bu ara olsun diyerek düştüm Budapeşte yollarına 24 Kasımda 👉... 

______________________________________

YERYÜZÜNDEKİ CENNET ; HALLSTATT

Bazı şehirleri anlatmak başlangıçta oldukça zorlar. İlk cümleyi bir türlü kuramam hatta ilk cümle için birkaç gün harcadığım olur. Ama ilk cümle ortaya çıkar çıkmaz da, şehrin hikayesi kendiliğinden dökülür saçılır etrafa tadına doyum olmaz. 

Salzburg'dan yola çıktığımızda yol boyu Avusturya'nın Alp Dağlarına yaslanan eşsiz güzellikte doğasını seyredeceğimizi ve beynimize müthiş karelerin yerleşeceğini biliyordum ama bu kadarını da asla tahmin etmiyordum. Bir yol ancak bu kadar romantik olabilirdi 👉...

______________________________________

PRAG'ın KAHRAMANLARI

Aslan Asker Svejk , Prag Golemi ve Kuklalar Prag'daki gerçek kahramanlar bunlar . Kimi kitapta , kimi Praglı Yahudilerin koruyucusu , kimi tahtadan ama hepsi insanlık tarihinin eşsiz hayal gücü olarak dolaşmakta Prag sokaklarında 👉...     





__________________________________________


                          _________________________________________


İÇ YOLCULUK
" KENDİ İÇ YOLCULUĞUNU TAMAMLAYAN İNSAN , DÜNYAYI KEŞFE HAZIRDIR ..."                                                                 nAifce
" Ailenin bütün çocuklarını mezun etmiş , görmüş geçirmiş yada feleğin çemberinden geçtiği için çoğu sayfası yıpranmış , kiminin ucu kıvrık , kimi koptu kopacak , kimi dönencede dizgi yanlışı , kimi coğrafi sınırda hata , ama hala yürürlükte , kıpkırmızı cildiyle " BÜYÜK ATLAS " 'ı açınca önüme ... O günün kısmetine neresi çıkarsa artık karşıma ... Elimde bavulum , ayıcıklı pijamam ve tavşan terliklerimle ; ya Afrikada'yım , ya Hindistan Kıyılarında , Avrupa'ya biraz yüz ederek - ne de olsa oldukça yakın bizim eve -daha uzaklarda gözüm , kimsenin bilmediği , adını bilse de başkentini söyleyemediği kadar uzaklarda ...
Birgün Madagaskar'dayım- hele cikletin içinden çıkan ülke kartı da Madagaskar'ken neyleyeyim Almanya'yı, Fransa'yı , İngiltere'yi - , başka bir gün Tahiti 'de ...
Haftanın sonuna doğru eğlenceye yelken açıp , Brezilya'da Karnaval düzenlerken oyuncaklarıma , Peru'yu bir sonraki haftaya bırakmanın tedirginliği var üzerimde ... Ya beni almazlarsa haftaya ülkelerine ...
Ama , illa Avrupa olacaksa bari Liechtenstein olsun , ya da Kopenhag , belki İzlanda , Lizbon ' da yeni ufuklara Vasco de GAMA ile ... "
Kendimi bildim bileli seyyah olmak istedim ... Dünyayı karış karış dolaşmak ... Varolmanın ağırlığının , gittiğim kilometrelerle ölçülebilir olduğuna inandım ve herkesin doğrusuna inat , kendi doğrularımı yollarda aradım ...
Yolculuğa çıkamadığım zamanlarda , yolculuğa çıkmak için heyecanı olmayan insanlara heyecanlar yarattım... Ama , en çok yine kendim heyecanlandım ... Bütün yolculuklarımın sonunda , yolculuğa çıkmak fikrinin , yolculuktan daha sihirli olduğunu gördüm , yaşadım ... Yolculuktan önce yaptığım bütün hazırlıkların beni daha çok ilgilendirdiğini farkettim ...

" PARİS'TE OLMAK , PARİS'TE OLMAK FİKRİNDEN DAHA AZ HEYECAN VERDİ" 
" AMSTERDAM'DA YAPACAKLARIMI PLANLAYIP , GEZİ DEFTERİME NOTLAR ALIRKEN KURDUĞUM DÜŞLER , AMSTERDAM'DA DOLAŞIRKEN OLUŞAN GÖRÜNTÜLERDEN DAHA GERÇEKTİ" ...
Ve her yolculuğun biran önce bitmesini istedim , yeni yolculuklara başlayabilmek için ... Yani , her daim başka bir yolculuğa çıkmaya hazırdım, hazırım ... Dubai'den dönerken uçakta , " Lizbon'a Gece Treni " 'ni okuyordum bir sonraki durağım Portekiz olacağı için ...



Ve benim de yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var tıpkı Ataol BEHRAMOĞLU gibi :
" HAYAT , SUNULMUŞ BİR ARMAĞANDIR İNSANA "  "Ayıcıklı Pijama ve Tavşan Terliklerinizle başlamalısınız iç yolculuğunuza " ...

İLK YOLCULUK…


Hayatımın ilk yolculuğunu yazmak istediğimde, hangisi olduğuna karar vermek oldukça zor oldu. Belki ilk değil ama, benim " İlk Yolculuğum " olarak Günlüğüme not ettiğim, babamla yaptığım ilk ve son ve tek yolculuktur.
Annem, Babam, Ablam ve ben ; 1 hafta gemi ile Karadeniz sahillerini dolaştık.
Karadeniz'i, bir hafta süresince gemi ile dolaşırken yaklaşık 5 yaşındaydım. En küçük çocuklar olduğumuz için bu geziye çıkmaya hak kazanmıştık ablam ve ben. Karadeniz seyahatinden hala unutamadığım ; Trabzon'da, çisil çisil yağan yağmurda Sümela Manastırı'nı gezmemiz ve Sinop'ta, Gemimize Sinop Cezaevindeki mahkumların yaptığı, boncuk işi eşyaların getirilip, satışa sunulması. Annem, Nar Çiçeği renginde boncuklarla yapılmış bir bozuk para çantası aldı o gün.

1968 yılının Sonbaharında, kim bilir hangi mahkumun, kim bilir kaç gün - kaç gecede işlediği bu çanta hala duruyor modern dünyanın sürgülü gardrop odasında, çanta rafında - ama, artık kullanılmayanlar tarafında. Kim bilir adı neydi, suçu neydi, genç miydi? Kimbilir belki kan davası, belki düşünce suçlusu! Kaç senedir kucaklayamamıştı acaba sevdiklerini ve sevdikleri bekliyor muydu onu hala aynı aşkla. Belki de onun için rengi, Nar Çiçeğiydi bu çantanın. Sevdiklerine olan özleminden dokumuştu. Malum, özlem ; nar gibi çoğaltır yanlızlığı zamanın içinde.
Yıl 2012 ... Artık çıkmıştır cezaevinden muhtemelen, özgürdür ve iç yolculuğunu hapisteyken tamamladıysa, yolculuğa çıkmaya bile hazırdır, keşfetmeye dünyayı. 

Eğer " BİR ŞANS DAHA TANIRSAK YAŞAMASINA "
Hopa'dan ileri gidemeyip geri dönen gemimize yunus balıkları arkadaşlık etti, seyir boyunca. Gemi, İstanbul Boğazına girdiği zaman 5 yaşındaki bir bireyin algılayabileceği bütün renklerle , ne kadar olağanüstü bir şehri seyrediyor olduğumu anladım ve hala daha güzelini BULAMADIM.



Küçük bir Not : Annem ve Babam bir daha birlikte yolculuğa çıkamadılar. Babam bu yolculuktan 3 yıl sonra son bir yolculuğa çıktı, bütün sevenlerinin O'nu çiçeklerle ve dualarla uğurladığı. Annemse, uzun zaman ara verdiği yolculuğuna zaman zaman benimle, zaman zaman başka sevdikleri ile devam etmekte ...
nAifce

2 yorum: