31 Temmuz 2012 Salı

OKURLARYAZARLARDA - Eklendi, 23.04

yıldız kaydığı geceydi
yeni bisikletimle
senin peşinde
yüreğimdeki ayak izine
takılıp
düştüm

diz kapağı
yırtıldı
pantalonumun
çok ürktüm
annem çok kızacak
parası kalmadı
yeni bir pantalon alamayacak
çiçek çizdim
yırtığa koydum
arı kondu
yırtık bal doldu

ne bisiklet
ne pantalon
ne yırtık
ne çiçek
ne arı
ne bal
annem de yok
bana kızacak artık
bir sürü hayalkırıklığı ceplerimde
bir de büyüttüğüm mor menekşeler
yüreğimde ...

26.10.2007
nAifce

29 Temmuz 2012 Pazar

OKURLARYAZARLARDA

28 Temmuz Cumartesi sabahı saat 10.30 civarında , Kadıköy'de yüzümü gökyüzüne çevirdigimde  yüzlerce Göçmen Leylek ile karşılaştım  ... Aklıma ilk gelen Riga oldu ... Güle güle dedim ve el salladım Leyleklere ( sanıyorum istikametleri Afrika ) ... Leyleği havada gördüğümde o yıl çok gezeceğime inanırım ve görmediğim neresi varsa sıralarım peşpeşe ... Bu defa ilk Riga , sonra Vilnus , Kopenhag , Talinn , St Petersburg ve Şanghay diye sıralama yaptım ... Zaman gösterecek tuttuğum dilek kabul olacak mı ?
Ama biliyorum ki , tüm kalbinle dilediklerin er yada geç gerçekleşir mutlaka ...       

GİRİŞ BİLETİ - Eklenmiş, http://naifce.com/?p=481

VİYANA İMPARATORLUK ARABALARI MÜZESİ

                
Viyana... Klasik müzikle şekillenmiş zarifliği, Habsburg'ların şehre siluetini kazandırdığı sarayları ile birleşiyor ve Viyana, Avrupa'nın kültürel "Öz"Başkenti olarak yerleşiyor baş köşedeki koltuğuna pek çok şehri geride bırakarak. Viyana'da Habsburg'lara ait pek çok Saray, Müze ve Yapı var ama, Müzelerden biri diğerlerinden bir kaç adım öne çıktı benim için Viyana'yı dolaştıkça. Her şehirde olduğu gibi "Şehri Popüler Kimliği ile tanımak yerine, gizlerini araştıran Şehirkoliklerdenseniz", Schönbrunn Sarayında " İmparatorluk Arabaları Müzesi" en ilginizi çeken yer olacak. Müzenin içinde fotograf çekmek yasak olduğundan, konuya dahil edeceğim resimlerim yok gerçi. ( Fotograf çekemediği zaman hep bir yanı eksik kalıyor anlatımların, yazılara ruhunu ekleyemiyor insan yasaklar karşısında sanırım !!!) 
İmparatorluğa ait düğün arabalarından, cenaze arabalarına, Tören arabalarından, kar kızaklarına, Habsburg Prens ve Prenseslerinin Arabalarından, Çocuk arabalarına kadar  ( ki Napoleon'un Çocuklarının arabaları da sergide yeralıyor ) Saray'a ait tüm araçlar sergileniyor bu Müzede, çok ilginç bir müze ... 
 Museum of Carriages and Department of Court Uniforms  Imperial Carriage Museum                                    


    Viyana'da, gezmekten asla pişmanlık duymayacağınız bir yer burası  ... 
                        Adres : Schloss Schönbrunn , 1130 - Viyana 

26 Temmuz 2012 Perşembe

GİRİŞ BİLETİ - Eklenmiş, http://naifce.com/?p=445

SALZBURG NOEL PAZARI
Avusturya'yı dolaşanların büyük bir kısmı Viyana'yı tek geçer hatta, Avrupa genelinde bile Viyana'yı ilk üç içinde sıralamaya sokanlar vardır. Oysa ben oyumu Salzburg'tan yana kullananlardanım. Bu çok eskilere dayanan bir karar. Henüz tek basamaklı sayılardayken yaşım, "Neşeli Günler " müzikalini seyretmiş ve müziklerinin yanısıra, filmin çekildiği yerlere de hayran kalmıştım. Bir gün Salzburg'u göreceğime söz vermiştim kendi kendime, hem de çocuk gözüyle ve çocuk sözüyle.


 Yolum Noel zamanı Salzburg'a düşünce çok küçük bir çocukken verdiğim kararın doğru olduğunu yaşayarak ve görerek kanıtlamış oldum aynı zamanda kendime. Bence kesinlikle Salzburg. Viyana da hoş bir şehir hakkını yiyemem. Ama, Salzburg ; büyülü ve çok şık, hele Noel için kurulmuş olan Pazar yerleri çok yakışmış bu şehre. Masal Şehrinde dolaşıyorsunuz sanki. Renkler, Kokular, Işıklar. Herşey büyük bir uyum içinde. Dükkanların Noel görüntüleri sizi vitrinlerine yapıştırıyor adeta. Kendinizi alamıyorsunuz. Üstüne üstlük bir bakıyorsunuz satıcı ile sıkı pazarlıklara girişmişsiniz.
Bütün mevsimlerin Salzburg'a çok yakışacağını düşünüyorum ama, Aralık ayı, kar ve Noel Pazarları başka türlü yakışıyor bu zarif kente. Siz de "Şehrin Mevsimini Yaşamayı Sever Şehirkoliklerdenseniz " Aralık ayında hazırlayın bavulunuzu Salzburg'a doğru. Noel Pazarında dolaşın, Mum alın, sabun alın, çukulata ve şekerlemeler alın, çam ağacı süsleri, kapı süsleri alın, tahta oyuncaklar alın, yada oyuncak ayılar, olmadı sıcak punch için, Alışveriş yapın daracık sokakların çok ünlü butiklerinden, yorulunca Mozart cafe'de soluklanın, hala zamanınız kaldıysa şehrin merkezinde kurulan buz pateni sahasında kayan çocukları izleyin, kaymak isterseniz kiralayın bir çift paten ve siz de kayın - kendinizi mahrum bırakmayın ( ben cesaret edemedim ama, sizi yüreklendiriyorum bu konuda )  ve bütün bunların sonunda kendinize tirol şapkaları satan şık dükkanlardan birinden bir tirol şapkası hediye edin. Şımartın kendinizi... 
Salzburg iyi bir seçim ... 





























*** Fotoğraflar ;  nAifce tarafından 2008 Aralık Ayında Salzburg - Avusturya'da çekilmiştir ... 




25 Temmuz 2012 Çarşamba

ŞEHİRKOLİK - Eklendi, 04.02

KYOTO ...   O bir Asya Kadını ... Japonya'nın eski başkenti , Geyşa'ların merkezi ... Etrafta Kimonaları ile dolaşan kadınları görünce , Japonya'nın teknolojisi ile bağdaştıramıyorsunuz ama , Gelenekçi Japonlar bunu çok güzel harmanlayabilmişler , sizin anlamanız zor oluyor , onlar hallerinden memnunlar ... Japonya'da en etkilendiğim yer , "Bir Geyşa'nın Anıları" filminde de boy gösteren  Geyşa'ların Mahallesi " Gion" oldu ... Hava karardıktan sonra , gizli saklı , fotoğraf makinamızı kimselere göstermeden dolaştık Gion'da ... Yine de huzursuzluk duyduk , yasak ihlali yapıyormuş gibi , suçlu suçlu bakışlarla , kaçamak deklanjöre basışlarla idare ettik ... Her an bir CEO'nun Koruması elimdeki makinayı bir öfkeyle alıp , bana en acısından haddimi bildirecek gibi ... KYOTO bir dişi ama , erkek egemenliğine boyun eğmiş , kaderini büyük bir sabırla yaşayan ve kaderine inanan bir dişi ... Yani , KYOTO'nun dişiliği Paris ve İstanbul'un dişiliğine asla benzemiyor ... Paris , ne kadar bütün dünyayı parmağında oynatan , zeki , eğitimli , kültürlü , bağımsız ve özgürse , Kyoto'da o kadar sakin , erkeği için yaşayan , hayatını erkeğine adamış , sessiz ve boğuneğen , kendini olabildiğince gizleyen bir kimliğe sahip ... İstanbul ne biri , ne öteki , ama bir yandan da hem biri , hem öteki ...
KYOTO bu Asya'lı zarif ama , anaç kadını yakından tanımanız için Kinkakuji Tapınağını gezmeli ,


Nijo Kalesini görmeli , Kiyomizu Tapınağında geçmişin izlerini sürmeli ve Geyşa Mahallesinde gerçek Geyşalarla tanışmalısınız ... Sonrası çorap söküğü gibi gelir ... Bir de bakarsınız , Japonca ve Geyşa nezaketi ile selamlamaktasınız etrafınızı ...  


OKURLARYAZARLARDA - Eklendi,

Gün dönümü çiz
gizlice yüzümden çalarak
çiçeğe durmuş umuduma
maviden dalları saklayarak
aralıksız yağan
üşütmeyen içimi yakan kavuran
Şubat soğuğu ; atkım ve eldivenler
elimde bilet , eski vapur iskelesinde şehrin
beklerken
geçmişte yürüdüğümüz istikametleri
yüreğimde çıngıraklı
buraya kadarmış gidişleri ...

Ayrılırken mutlu olman demek
farklı bir yaşama başlama özgürlüğündü
bu özgürlük uğruna söylediğin bir kaç cümle
biriktirdiğim birkaç beyaz , bir kaç çizgi , bir film , bir de yaz ...

İskele yenilendi , halatlar ve jetonlar
çoğunu tanımıyorum martıların
7 yaşından küçüklere bedava hala şehir hatları
her vapur düdüğü ile eskidi şiiri
Kadıköy-Karaköy hattında yazılmış kimi aşkların ...

Daima bir yol bulur
İskeleden ayrılan vapur
Seyrini yazar ağırbaşlı Haliç
bense artık büyüdüm ,
bedelini ödüyorum her yolculuğun
Kadıköy İskelesinde ayrıldığımızda başladığım ...

Sen gittin ...
Yüreğimde çanak çömlek patladı ... 

15 mart 2007 
nAifce


17 Temmuz 2012 Salı

OKURLARYAZARLARDA - Eklendi, 23.04

TEMMUZ YENİLGİLERİ 
"Kötü Bir Yıl" , "Temmuz Yenilgileri" , "Merhaba Kaybediş" , "Temmuz Gel Git leri " , "Elde var Hüsran" , "Yenilgi Madalyaları" ... v.s. , v.s. , v.s 
Kuramadım , kafamda kurduğum anlatımı ... Bilmediğim cümleler olmalı ... Bulamadığım Harfler ... Seviyormuş gibi yapıp , sevmediğim soru işaretleri , ünlemler , noktalı virgüller ve kesme işaretleri olmalı ... Ve bütün bunlar çoğul olmalılar ... İşgal etmeliler klavyemi ... 
İşyerindeyim şuan , Biri " Hayat devam ediyor " diyor , Bir Diğeri " X'in Siparişi bugün de çıkmazsa Hayat devam eder mi bilmiyorum" diye cevaplıyor ... Odayı temizliyor Temizlik Görevlisi ... Ben , 2 gündür beynimi siliyorum , kalbimi siliyorum , bir türlü temizlenmiyor ... Bir türlü yeni bir gün başlamıyor bu Gezegende 2 gündür ... Bazen Bırakıp gidebilmeli diyoruz ya , arkaya dönüp bakmadan ... bu yalan ... Bir türlü çekip gidemiyorum , istemiyorum gitmek ... Her Temmuz yeniliyorum hayata ... Ama , hiçbir Haziran da , Haziran geldi , ben artık kalkayım diyemiyorum , illa bekliyorum Temmuzu ... Hatta heyecanla , kalbim papatyalar açmış bekliyorum ... Olacak , Olmayacak , olacak , olmayacak , olacak , olmayacak ... İlla olacak çıkıyor papatya falımda ... olacak çıkıyor her seferinde ama , temmuz gerçekleri çarpıyor yüzüme olmuyor ... olmuyor ... Keşke Haziranda çekip gitseydim Ağustosa diyorum ...
"HAZİRAN da ÖLMEK ZOR " da HASAN HÜSEYİN , Temmuz da Yaşamak daha mı kolay ?
Düzelirim elbet Eylül gelince ama , bu aralar HAYATla aram iyice açık ...        

8 Temmuz 2012 Pazar

ELİZİ - Eklendi, 23.04




Bir sürü Boncuk alışverişi yaptım , Koşturmacaya inad bugün evde oturacak ve yeni "TAKI" tasarlayacaktım , hayalgücümün yoldaşlığında ... Ancak , ham halleri ile fotoğraflarını çekmekten öteye gidemedik hayalgücüm ve ben ... Hayata inat , sevmekten yana kullandım ben de tercihimi ... Ne de olsa Kiergegaard'ın dediği gibi " SEVMEK ; HAYATA KARŞI EN BÜYÜK MEYDAN OKUMAKTIR" ... 



OKURLARYAZARLARDA

Palyaçoların "Gülen Yüzle Etrafta Dolaşmaları" ağlayışlarının sesini gizlemek içindir...nAifce

kaç kişiyi öldürdüm düşlerimde
kaç kilo çekerdi yalnızlık
kaç kere ezildim altında
yaz yağmurlarının

belki de palyaçolar ağlardı pazartesi sabahları
her sirk geldiğinde ağlamaklı olurduk
hep ağlamaklı olurduk gülünecek halimize
kim sevmezdi çiçekleri filan
"ben sevmezdim" , “yalan” dedi
bunu palyaço söyledi,
palyaço söyledi ben yazdım, 
yazmasam ağlayacaktım

herkes ağlarmış biraz, ben de ağladım
sırf bu yüzden mi ağladım
alçaklık gibi bir şey oldu bu biraz
biraz birazdım her şeyden
dün biraz sinirlenmiştim mesela
yarın bir kadını seveceğim biraz
biraz biraz kör oldum bügünlerde

ama rakı kadehlerini boşaltmayın
eksilmesin hiçbir şey
hiçbir şeyden dahi olsa
kalsın biraz
umursamıyorum yılgınlığımı filan
çünkü sessizce yaşanmalı her şey
bir devrim sesszce olmalı mesela
ve her sözcüğüne inanmalı bir palyaçonun

bir palyaço neden yalan söylesin ki
ben palyaço olsaydım söylemezdim
marangoz olsaydım da söylemezdim
ben insan olsaydım yalan söylemezdim!
hem nereden çıkardınız palyaçonun yalnızlığını
kaç kilo çeker ki bir palyaço
hem neden yüzüme vuruyorsunuz
bir çirkin ördek yavrusu olduğumu

gocunmam ki ben, ben gocunmam
bir palyaço ne kara gocunmazsa
o kadar, o kadar gocunmam işte
rakı doldurun! eksilmesin
bitmedi, yazacağım daha
yazmazsam ağlayacağım çünkü
alçakça olacak biraz

hem biz o zaman kimdik ki, nerelere giderdik
her sokakta biraz daha eksilirdik
bilirdim, geceleri puslu puslu olurdu bazen
bazen birisi fısıldarmış gibi olurdu
”duyamadım”, derdim, “tekrar et!”
sessizliğe bürünürdü o vakit her şey
sokaklar daha bir puslu
palyaçolar daha bir ağlamaklı olurdu
ve ben daha bir alçak olurdum
ağlardım biraz
hem sen kimsin, çekiştirme diyorum
hatta kuyruğuma basma diyorum
acıyor, tırmalarım,-
diyorum

kahrol, kahrol!
diyorum
geçen gün yüzüme rastladım bir ilan panosunda
korktum birden, kusacak gibi oldum
”olur öyle” dedi palyaço,
”herkes alçaktır biraz”
”otur ulan!” dedim, bağırdım ona
ben bazen bağırırım biraz

”rakı doldur!” dedim, “eksilmesin!”
ben bazen eksilirim biraz
aslında hepimiz eksilirmişiz biraz
bunu sonradan öğrendim

ben aslında her şeyi sonradan öğrendim
herkes herkesi sonradan öğrenirmiş
bunu da sonradan öğrendim

örneğin;
geçen gün bir kadınla seviştim
biraz değil çok seviştim

ya işte öyle palyaço
diyorum ki,
bunu da yeni öğrendim
sevişmek de eksilmekmiş biraz
kim sevmezdi ki kuş ötüşlerini filan
”ben sevmezdim” dedim, “yalan”
dedi
bunu palyaço söyledi
palyaço söyledi, ben yazdım
yazmasam, alçak olacaktım
hem ben roman da yazdım biraz
bazen diyorum ki, palyaço,
sen olmasan ben ne yaparım
alçakça eksilirim belki biraz
her yağmur yağışında yerindi dibine girerim
hiçbir kadının kasıklarını öpemem belki
ya da unuturum sonradan öğrendiklerimi

biraz biraz anlıyorum ki,
yüzler eller, o terli vücutlar filan
her şey plastikmiş biraz
hadi sirtaki yapalım palyaço
rakı doldur , yine eksildik biraz ... Turgut UYAR

Palyaço Şiiri : Turgut UYAR  
Palyaço resimleri : H.Thomas STEELE // 1000 CLOWNS More or Less Kitabından alınmıştır ...