26 Nisan 2015 Pazar

GİRİŞ BİLETİ - Eklendi, 05.02

CUMALIKIZIK, MUDANYA ve TRİLYE yada ZEYTİNBAĞI, BİR DE ESKİ KARAAĞAÇ
2 günlük kaybolmalar bazen uzun tatillerden daha iyi dinlendirir, o yüzden de çok değerlidir. 
23 Nisan'ı 24'ü ile birleştirip 2 günlük kayboluş için iyi bir adres oldu TRİLYE yada eski adıyla ZEYTİNBAĞI.
Trilye, Marmara denizinin Güney Kıyısında, Bursa-Mudanya'ya bağlı eski bir Rum Kasabası.
Hem Bursa, hem Mudanya, hem de Trilye isimleri aynı tarifte kullanılınca;
"Bir Şehri; kahverengi yol tabelalarını takip edip, yolun ne kadar uzadığı ile değil, neler görüldüğü ile tarifleyen Şehirkoliklerdenseniz" istikamet Trilye'den önce Cumalıkızık Köyü ve Mudanya olmalıdır.
Fotoğraf tutkunları için Bursa-Cumalıkızık Köyü çok fotojenik, sonsuz seçenek sunuyor Köydeki renkli görüntüler, dokusunu koruyarak bugünlere gelmiş eski bir Osmanlı Köyü aslında. Uludağ'ın eteklerindeki vadilere kurulan Köylere "kızık" adı veriliyor, Osmanlı'nın kurucusu Osman Bey'in köyün bir cuma günü kurulması nedeniyle Köye "Cumalıkızık" adını verdiği söyleniyor ama, bir başka söylentiye göre ise diğer kızık köyü erkeklerinin cuma namazına bu köye gelmesi ile adını aldığı yönünde. UNESCO'nun Koruması altındaki köyde, Osmanlı mimarisinin en güzel örnekleri olan 270'e yakın ev ve köy merkezinde bir de müze bulunuyor. Köyün girişinden itibaren Köylü Kadınlar tezgahları ile karşılıyor sizi, bir de sıcak ilgi ve kocaman gülümsemeleri var adımınızı atar atmaz sundukları. 


















Kimi tezgahta ev yapımı reçeller, tarhanalar, erişteler, kimi tezgahta el oyması ağaç işleri, kimi tezgahta göz nuru atkılar, şallar, bebek patikleri ve illaki buzdolabı magnetleri...
Bütün tezgahlardaki ürünlere ilgi göstermek gerek, hepsi köy ahalisinin el emeği, göz nuru, kadınlı erkekli...

  






Evlerin büyük kısmında kahvaltı dahil, çeşitli seçeneklerle köy lezzetlerini tadabilir ya da kahve veya çay molası vererek evlerin dokusunu daha yakından görme imkanı bulabilirsiniz. Zaten hamur işi kokuları sizi kendine çekeceğinden "Patlıcanlı Gözleme" ve "Tahinli Çörek" yemenizi özellikle öneriyorum. 
Daracık parke döşeli sokaklarda, 1300'lü yıllardan beri birbirlerine yaslanmış ve birbirlerinden güç almış Evler rengarenk; sarı,pembe,mavi,yeşil, kimi cumbalı,kiminin penceresi kafesli, kimi yıllara yenilmiş, kimi yaşlansa da eskimemiş, bazılarının kapısında sapsarı bir traktör, kiminin duvarını çiçeklerle bezenmiş şallar güzelleştirmekte ve çoğunun dövme demirden yapılmış kapı tokmakları ve kulpları ise sanki Osmanlı olduklarının ispatı...






Alt katları dükkan olan Evlerin bir kısmında satılan doğal ürünlerin başında kestane çiçeği geliyor ki- sinüzit için birebir olduğunu anlattı satınaldığımız dükkandaki yaşlı nine.



Evlerin resimlerini çeke çeke dolaşırken "Kadınlar Derneği" görmek içime umut dolduruyor ve bu bilince ermiş bir "Köy Ahalisi" gelecekte daha güzel şeylerin yapılacağının teminatı oluyor... 

  

Rengarenk bir köy "Cumalıkızık", rengarenk "köy ahalisi" ile görülmezse yaşamda hep bir eksik kalınacaklardan...  
Aslında bir gün ayırmak gerek Osmanlı'nın ayakizlerini ararken kaybolmak için, aklımız kala kala biniyoruz arabaya, çünkü sadece 2 günümüz ve gideceğimiz çok yer var. Osmanlı'ya veda edip, buram buram Cumhuriyet kokan Mudanya'ya doğru yol almaya başlıyoruz...  

***Fotoğraflar ;  nAifce tarafından 23-24 Nisan 2015 Tarihinde Cumalıkızık, Mudanya, Trilye ve Eski Karaağaç Köyünde çekilmiştir...

2 yorum: