BADEN BADEN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
BADEN BADEN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Mart 2025 Pazar

8 GÜN, 4 ÜLKE, 10 ŞEHİR - MOZART'ın İZİNDE - 2


 HOHENSCHWANGAU ve NEUSCHWANSTEIN ŞATOSU

Münih'ten sonraki durak Hohenschwangau köyü ve Neuschwanstein şatosu, yaklaşık bir buçuk saatlik bir yolculuktan sonra varıyoruz bölgeye. Köyden şatoya çıkmak için çam ormanlarında harika bir yürüyüş rotası var ve bu ormanlar Alp dağlarına sırtını dayamış, ciğerleriniz hem dağ hem çam ormanının havası yüzünden bayram ediyor. (Yürüyerek çıkmak istemeyenler için diğer seçenek faytonlar)

                                           

Neuschwanstein Şatosu 19.yy'da Kral Ludwig II tarafından yaptırılmış ancak Kralın ömrü şatonun bitişini görmeye yetmemiş. Kralın ölümü ise şaibeli, kendisine deli kral da denilmekte!

Şatonun içini gezmek için oluşan bilet kuyruğunu görünce bilet almaktan vazgeçip - bileti internetten almadığımıza pişman olarak- şatonun çevresini dolaşmakla yetindik. Eğer herhangi bir tur ile gitmeyip kendiniz gezeceksiniz illa internetten bilet ayarlamalısınız aksi takdirde oldukça uzun bir kuyruk -birkaç saat- beklemek gerekecek acı bir tecrübe ile sabittir!  



Dönüş yolunda hayal kırıklığımızı yenebilmek için ormanın daha çok keyfini çıkarttık. 
 



Köyde hatıra eşyaları satın alabileceğiniz mağazalar, Müze ve yemek yiyebileceğiniz vejeteryan ve vegan seçeneklerin de olduğu yerler bulunuyor. Yemek için tercihimizi Hotel Müller'de, otel mutfağının vejeteryan ürünlerinden yana kullandık.

Ve yine yola düşme zamanı geldi, güzergahtaki en çok görmek istediğim kasabalardan biri olan Rothenburg'a gidiyoruz. Rothenburg ob der Tauber yeni yıl kasabası yani 12 ay boyunca yeni yılı kutluyor, dükkanlar, oteller, tatlılar her şey noel'e ait :) ve bir diğer özelliği de Almanya'nın "Romantik Yol" üzerindeki Kasabalarından biri olması. 

Rotenberg ob der Tauber


               Gece Bekçisinin aslı                  Hediyelik eşya olarak satılan Kuklası

Rothenburg surlarla çevrili bir Ortaçağ kasabası. Akşamları turistler için düzenlenen bir aktivite ile Ortaçağ gecelerini yeniden yaşatıyor ziyaretçilerine Rothenburg. (Bu aktivitenin ücreti yetişkinler için 9 - öğrenciler için 4,5 Euro) Şehir meydanında başlıyor bu aktivite, elinde fener ve asası olan bir Ortaçağ bekçisi, kasabanın tarihçesini anlatarak başlıyor ve sonrasında katılımcıları Rothenburg'un karanlık sokaklarında dolaştırıyor bir saat boyunca.
Gece bekçisinin kuklaları da çeşitli dükkanlarda karşınıza hediyelik eşya olarak çıkmakta :) 







Rotenburg'un Ayıcıkları da (marka olarak Steiff Teddy var genellikle) çok ünlü. Dünyada en çok sahip olunan oyuncağın ayı olduğunu düşünürsek bu kasaba "ayı" başkenti sayılabilir. 

Christmas Müzesinin (Käthe Wohlfahrt'e ait) önündeki hediye dağıtım arabası :)



Rotenburg'da Christmas Müzesini gezmeden olmaz diyerek giriyoruz bu neşeli müzeye ve çıkışta ufak tefek hediyelik eşyalarından satın aldıktan sonra schneeball (kar topu tatlısı) yemek için masalarını çok beğendiğimiz bir kafede soluklanıyoruz. 



 Schneeball tatlısı

Rotenburg on iki ay Noel'i kutlarken tatlıları da Noel konseptinde işte bu tatlılardan biri hatta en ünlüsü de Schneeball ve hediyelik eşya olarak paketlenip satılıyor.
Schneeball en basit tarifi ile kızartılarak yapılan ve üzerine pudra şekeri serpilen bir hamur tatlısı ama zaman içinde pek çok değişik malzeme kullanılarak çeşitlendirilmiş ve turistler çukulatalı, bademli, hindistan cevizli, fındıklı, tarçınlı gibi çeşitlerden seçip hediyelik olarak hazırlatabiliyor.      

Şehirde yapılacaklar sıralamasında noel konseptli dükkanları dolaşmanın dışında "Bir şehri Müzeleri olmadan olmaz diye gezen şehirkoliklerdenseniz " Rotenburg Müzesi (Rotenburg Museum), Ortaçağ Suç Müzesi (Medieval Crime Museum), Alman Noel Müzesi (German Christmas Museum), Eski Rotenburg Zanaatkar Evi (Old Rotenburg craftsman's house) ve tabii özellikle şehrin manzarası için şehir surları gezilmesi/görülmesi gereken yerlerden.      


Masal kasabasında her an gözünüze ilginç bir obje yada detay takılıyor. Bu örümcekli pencere de öyle örneklerden biri.



En güzel Christmas figürlerinden olan Fındıkkıranlar (Nutcracker) Rotenburg'da da her yerde çıkıyorlar karşınıza haliyle. 

Leyleklere olan sevgi ve ilgimden dolayı bu ortaçağ kasabasında leylek sesi duymak ve yazın buraya göç ettiklerini öğrenmek çok sevindirici bir bilgi oldu. Daha sonra şehrin surlarında dolaşırken bir kulenin üzerindeki yuvalarını görme şansı bulduk. Bu bölgede leylek popülasyonu var zaten. Rotenburg'dan sonraki durağımız Strasbourg ve Colmar da leylekleri ile ünlü şehirler.

Rotenburg ile vedalaşıp Strasbourg'a doğru yola çıkıyoruz ancak yol üzerinde Baden Baden'de mola verip soluklanacağız.       

BADEN BADEN

Baden Baden Almanların en eski ve en popüler kaplıca şehirlerinden biri ve Karaormanların kıyısında. Strasbourg yolu üzerinde soluklanmak için durduğumuz ve bir kaç saat ayırdığımız Baden Baden hakkında sadece genel hatları ile ilgili bilgi sahibi olduk.   

 




 


Baden Baden şehir mobilyaları ile neşeli ve çocuksu. Turistleri de bu havasıyla dolaşmaya ve sayısız bistro veya biergartenlardan birinde şehrin gününe karışmaya 
(bizdeki çay bahçesi gibi Almanların bira bahçeleri var :)) teşvik ediyor. Şehirde turladığınızda en turistik yer Eski Roma hamam kalıntıları. 


Dostoyevski Evi - Baden Baden

Baden Baden'i dolaştığıma dair elimdeki tek kanıt buzdolabı magneti :), hafızamda ise çukulata dükkanından aldığımız "satranç takımı" çukulata, Şah'ı mat ederek kızımla afiyetle yediğimiz. 

Kahvelerimiz biter bitmez Strasbourg'a doğru yollara düşüyoruz. Baden Baden'den Strasbourg yaklaşık 40 km ve yine ülke değiştirip bu defa Almanya'dan Fransa'ya geçmiş olacağız. 

*** Fotoğraflar ; nAifce tarafından Hohenschwangau, Neuschwanstein, Rotenburg ob der Tauber ve Baden Baden'de çekilmiştir... 

8 GÜN 4 ÜLKE 10 ŞEHİR - MOZART'ın İZİNDE - I

36 Yaşında hayata veda eden, Viyana'daki St. Marx Mezarlığında büyük bir talihsizlik eseri kimsesizler kısmına gömülerek kaybolan -bu yüzden de halen mezarı tespit edilememiştir- Requiem, 40.ve 41. Senfoni, Figaro'nun Düğünü ve döneminin parlayan yıldızı Osmanlı'yı anlattığı "Türk Marşı" başta olmak üzere 626 şaheserin bestecisi Wolfgang Amadeus MOZART yada Avrupa'nın pek çok şehir ve kasabasındaki ruhlarda, notaları ile izini bırakmış dahi bir çocuk. 

Yaklaşık 225 yıl sonra "Şehrin kaldırımlarında, Şehrin müziğini bulmaya çalışan bir Şehirkolik" olarak, notalarını, dağıldıkları yerlerden toplamak için, 8 günde, 4 Ülke ve 10 şehir ile kasaba katettim, birbirinden Şehirkolik 2 yol arkadaşımla beraber.

Kimi kasabada cennet burasıymış diyerek kimi kasabada masalının kahramanları olarak, bazı şehirden ayrılmak istemeyerek ayrılmak zorunda kalınca, bir kere daha gelmek için kendi kendimize söz vererek, akabinde gittiğimiz ikinci şehre aşık olup bu defa bu şehirde kalplerimizi bırakarak ve daima fonda Mozart'ın piyanosu duyulurken birbirinden güzel 8 koskocaman gün yada göz açıp kapayana kadar bitiveren bir müzikte yolculuk serüveni.


Bayern Münih Stadyumu

Mozart'ın Avrupa Köyleri turuna Münih Havaalanında başladık. Güzergah, Salzburg, Hallstatt, Münih, Füssen Bölgesi ve Neuswanstein Şatosu, Rothenburg, Baden Baden, leyleklerin başkenti Strasbourg, hazır Strasbourg'a gelmişken belki bir kaçamak yaparak bu defa şarabın başkenti Colmar, Zürih ve Friedrichshafen'dan sevgili İstanbul.

Münih'ten Salzburg'a giderken Bayern Münih Takımının stadyumu dikkat çekiyor.
Yaklaşık 2 saat süren yolculuktan sonra vardığımız Salzburg Avusturya'nın en biblo şehri hiç kuşkusuz.
SALZBURG

Mirabell Bahçeleri 

Mirabell Sarayı ve Bahçelerini dolaşarak başlıyoruz Salzburg'u keşfetmeye. 
Yıllar önce Noel zamanı kızımla dolaştığımız Salzburg'un kış görüntüleri ne kadar sıcak ve capcanlıysa yaz görüntüsü de bir o kadar neşeli ve kıpır kıpır, ruhu doyuran bir müzik Salzburg'u dolaşmak, zaten her yerden kulağınıza Mozart'a ait bir nota çalınıyor dolaşırken. Yaz aylarında Şehir, Mozart Festivaline dönüşmekte adeta.

Mirabell Sarayı 

40 yaş üstü bilir, Salzburg demek Neşeli Günler Filmi demektir. 
Çocukluğumuza damgasını Neşeli Günler ile vurmuş olan 7.sanat, Salzburg'u hayatımıza en görsel yoldan da sokmuştur böylelikle. Filmin en unutamadığım karesi ise Dadının (Julia Andrews), Kaptanın (Christopher Plummer) 7 çocuğuna evin perdelerini keserek hazırladığı kıyafetler ve dağda bayırda neşe ile koşuşturarak söyledikleri şarkıları :))

Salzburg, Prag gibi kuklalara hayat vermekte ve Salzburg Kukla Tiyatrosu, Neşeli Günler Müzikalini sergileyerek turistlerin ilgi odağı olmayı başarıyor. Bu arada "Bir şehri; yarattığı sanatı ve sanatçıları keşfederek dolaşmayı sever Şehirkolikler" için Hohensalzburg'da bir Kukla Müzesi de var.

Salzach Nehri ve Hohensalzburg (Salzburg Kalesi) 

Hohensalzburg yada Salzburg Kalesi, şehri kuş bakışı seyretmek için füniküler ile çıkılması gereken bir nokta. Kalenin içindeki Kukla Müzesi Hohensalzburg'a çıkmayı görev haline getiriyor adeta.     



"Salzburg, Mozart ya da Mozart, Salzburg" demek. 
Biri olmasa diğeri eksik kalır. 

Kahve molalarından birini Mozart Cafede verip, havasını solumak gerek. Ancak Salzburg'da olan bir diğer ünlü de Sacher Oteli ve Cafesi. Viyana'lı Sacher'in en ünlü ürünü Sacher Torte. Salzach Nehrine karşı oturup Salzburg'u seyrederken kahvenizi yudumlayıp, Sacher Torteyi tatmalısınız. (Sacher Tortenin en kısa tarifinin Kayısı Marmelatı ile yapılan Çukulatalı Pasta olduğunu belirtmeliyim)
 
   
Salzburg her ne kadar Mozart notaları ile bezenmiş olsa da "Bir şehri doğum ve ölümlerinin izini takip ederek keşfeden Şehirkoliklerdenseniz" Dünyaca ünlü Orkestra Şefi Herbert v.Karajan ile matematikçi ve fizikçi Christian Doppler'in de Salzburg'lu olduğunu belirtmeliyim. Doğdukları evleri görebilirsiniz.  

Mozart'ın doğduğu ev

Getreidegasse caddesi, 9 numarada Müze haline dönüştürülen Mozart'ın doğduğu ev bulunmakta. Mozart'ı daha iyi anlayabilmek için doğduğu evin detaylarına dokunmak gerekiyor elbette. 


Salzburg'un en naif özelliği olan Ferforje Reklam Panoları
(Salzburg'un Ferforje Reklam Panolarının detaylarını "Salzburg-Mozart'ın Sakin Şehri" yayını ile paylaşmıştım.)

Minimalist heykeltraş Stephan BALKENHOL, Sphaera ile
Salzburg'un barok tarzına alternatif oluşturuyor 

"Sphaera" ve "Women in the Rock" heykelleri ile Salzburg'a aykırı duran Stephan BALKENHOL, bir sonraki gün Münih'te de karşımıza çıktı, ancak Münih'teki duruşu, Salzburg'taki kadar aykırı gelmediğinden, o kadar şaşırtmadı dolayısıyla.

Makartsteg Köprüsünden şehrin ve Hohensalzburg'un görünüşü 

Makartsteg Köprüsü, Salzburg'un bir yakasını diğerine bağlamakla kalmıyor, üzerindeki sayısız kilitle de bir sevgiliyi diğerine bağlıyor.

İki "Yol Arkadaşımla" en yakın souvenier'den aldığımız kilitlerle biz de Aşklarımızı Makartsteg'e kilitliyoruz, fotoğraflarını çekip, "anı" anıya dönüştürerek...

HALLSTATT

Mozart'ın kendini notalarla ifade ettiği şehir ve kasabaları dolaşırken vurulduğumuz bir yer Hallstatt. Yeryüzündeki Cennet. Çinlilerin birebir kopyasını kendi ülkelerinde inşa etmeleri de bunun göstergesi sanırım.   

Hallstatt gerçekten mutlaka görülmesi gereken bir yer, hele de "bir Şehri; sessizliğinin sesini dinleyerek ve kendi ile başbaşa kalarak keşfetmeyisever bir Şehirkolik için " olmazsa olmaz bir Kasaba burası. Hem hayatın tam içinde, hem herşeyden olabildiğince uzak. 

Hallstatt'ın detaylarını da "Yeryüzündeki Cennet; Hallstatt" yayını ile paylaşmıştım . 


Hallstatt'ın ferforje panoları ve objeleri



Tipik Avusturya evleri 


Hallstattersee 

Eski bir tuz kasabası Hallstatt ve Hallstattersee Gölü kenarında kurulmuş. Göl içinizi huzurla doldururken gölde yaşayan sakinler - bunların başında kuğular geliyor - elinizdeki paketlerde kendilerine uygun bir şeyler olma umuduyla durduğunuz noktaya hızlı hızlı süzülerek narince gelmeye başlıyorlar. 

Bretzelin yarısında anlaşıyorsunuz zarif kuğularla 

Hallstattlı bir antikacı

Beinhaus

Hallstatt'ın çok küçük bir mezarlığı var ve yeterli yer olmadığından "her 10 yılını dolduran mezar"ın içinden kemikler çıkartılıyor, temizleniyor, güneşte beyazlatılıyor ve aile isimleri işlenerek, çeşitli motiflerle de süslenerek Katolik Kilisesindeki "Beinhaus" yani, "Kemik Evinde" depolanıyor taa ki 1970'li yıllara kadar. 1970'li yıllarda "Yakılma" Katolik Kilisesi tarafından onaylanınca kemiklerin çıkartılıp yenilere yer açılması uygulamasından vazgeçiliyor.  

Hallstatt'dan ayrılırken bir kez daha geleceğimize söz veriyoruz ve aklımız kala kala Salzburg'a geri dönüyoruz, geceyi Salzburg'da geçireceğiz, yarın kahvaltıdan sonra istikamet Münih.
MÜNİH

Kahvaltımız bitince yeniden yollardayız. Bugün Ülke değiştiriyoruz ve Avusturya'dan ayrılıp yeniden Almanya'ya giriş yapıyoruz. 
Bütün seyahat boyunca en şanssız gezdiğimiz şehir Münih oluyor. Pazar günü hemen hemen her yer kapalı olduğundan şehrin pek çok önemli noktasını ve detayını kaçırdık. 
Şehrin meydanından başlayacak olursak yani Mariel Platz'da Neues Rathaus  cezbediyor turistleri öncelikle tabii. 


Neues Rathaus'un Kuklaları

Neues Rathaus'da (Belediye binası) belli saatlerde kuklalar selamlıyor seyircileri pek çok Avrupa şehrinde ana meydandaki saat kulesinde rastlayacağınız türden bir selamlama ile. Bu saatlerin içinde belki de en ünlüsü Prag'daki Astronomik Saat orijinal adıyla Prazsky Orloj ve en ünlü kuklalar da onun kuklaları hiç kuşkusuz. (Özellikle her saat başı ölümü hatırlatan iskelet kuklası.) Ardından Frauen Kirche pazar günü büyük bir şevkle ağırlıyor ziyaretçileri. Frauen Kirche'nin vitrayları cezbediyor gezenleri. 

                     
                                                            
Bir de bu kilisede yerde kocaman siyah bir ayak izine rastlarsanız bu bilin ki şeytanın ayak izidir.

                      
                   Frauen Kirche'de zeminde şeytanın ayak izi 

Platzl 1'de bulunan Hard Rock cafeye uğramamak olmaz, uğrayıpta Pin'lerinden almamak da olmaz. 
 

Zaman Octoberfest zamanı değilse (yani eylül-ekim ayı değilse) Bavyera'nın bira eğlencesini ucundan kenarından yakalamak için Hofbräuhaus iyi bir seçenek. Gürültülü kahkahalar ve canlı müzik eşliğinde bira bardağı tokuşturma ritüelleri güzel bir anı olarak yerini alacaktır Münih seyahatinizde.

Günün son aktivitesi Marienplatz 15 numaradaki Münih Oyuncak müzesi yani Spielzeug Museum. Oyuncak Müzeleri bir anlamda halkların çocuklarına verdiği değeri gösterir, büyürken gösterdikleri özen oyuncaklarda gizlidir. Çocukların hayalleri oynadıkları oyunlarla ve oyuncaklarla zenginleşir. Kültürleri tanımanın yolu müzelerden, sanat eserlerinden ve oyuncaklardan geçer. 
(Münih Oyuncak Müzesi için ayrıca bir yayın hazırlayacağım bu yüzden kısaca paylaşıyorum.)


                                Oyuncak Müzesinde Ayıcıklar ağırlıklı olarak sergileniyor.  

Marienplatz'daki bina veya sokaklara ait detaylardan en cazip olanları ise hiç beklenmedik anda karşınıza çıkıyor :)



Her an leylek çıkabilir! 

Ya da H&M :)


Münih'e ne yazık ki bir gün ayırmış olmak "yapılanlar listesi"ni sınırlandırdı üstelik konaklayacağımız Otel Wyndham Garden Munich Messe şehir merkezinden yaklaşık 6 km uzaklıkta. Dolayısıyla Münih ile vedalaşıyoruz çünkü sabah erkenden yola çıkıp Füssen ve Neuschwanstein'ı keşfedeceğiz.

Meraklısı için not: Mozart'ın izindeki şehirleri üç yayınla anlatmak okunması/takibi açısından daha kolay olacağı için ilk bölümde Salzburg, Hallstatt ve Münih, ikinci bölümde Füssen Bölgesi/ Neuschwanstein şatosu, Rothenburg, Baden Baden ve üçüncü bölümde Strasbourg, Colmar, Zürih ve Friedrichshafen paylaşımları yapılmıştır. 

 *** Fotoğraflar ; nAifce tarafından Salzburg, Hallstatt ve Münih'te çekilmiştir...