31 Mayıs 2012 Perşembe

ŞEHİRKOLİK - Eklendi, 04.02

Prag ; O bir Kraliçe ... Soylu , zarif ve mağrur ... Soğukkanlı ve emreden ... Kendini yaşayan , kendinden başka kimseyi görmeyen , kimseye güvenmeyen , katı kurallı ve aristokrat Prag ... Geri kafalı bir Ortaçağ kenti ama , burası Avrupa'nın tartışmasız "Başkenti" ...
Tepeden tırnağa dişi , tepeden tırnağa acımasız ve bencil ... O kadar bencil ki bu Kadın , her sokakta , her cafede , her dükkanda , her köprüde ruhunuzu doyurur önce , yavaş yavaş ele geçirir  benliğinizi ... Buyurgan tavrıyla bir bakmışsınız sırılsıklam aşıksınız tutku ile ... Kraliçe Prag , Şehri Sonuna kadar Savunan Müridler Tapınağıdır ... 
Yanınızda illa Franz KAFKA , bir Prag kedisi , bir de sevdiğiniz olmalı dolaşırken bu aşık olduğunuz Kadında ... Muhtemelen , Vltava nehrini dinlerken , Charles Köprüsü üzerinde , öpmek isteyeceksiniz yanınızdakileri aşkla ... Sevdasız kabullenmez sizi bu Kadın ve açmaz kollarını sizi sarıp sarmalamak için ... Buram buram romantizm tüten Prag , kahvenizi yudumlarken Astronomik  Saat Kulesinin bir kez daha zamanı durdurmasına tanıklık etmenize ancak bu şartla izin verir Eski Meydanda .... Aşkı ve ölümü çalar , her saat başı Astrolojik Saat ... Aşkın , Ölümü yeneceğini hissederek kalkarsınız cafeden ve içinizde karşı koyamadığınız sağanak , köşe başından aldığınız şemsiyeye Kitap , CD ve Kuklaları doldurursunuz ... Prag'da , bütün "Minimalistliğinizi" tahta kuklalarla yitirirsiniz , kalabalık dönersiniz yaşadığınız şehre ... Hele,  Anarşist Don Quijote ise hayatınızı alt üst eden Kukla ... Nereye sığdıracağınızı düşünmeden sadeleştirdiğiniz evinizde , kocaman bir paketle çıkarsınız dükkandan ... Sonra ... Sonrası malum ... Eve varana kadar elinizde Anarşizmin en tekil kahramanı ile aldatmaya başlarsınız sevdiğinizi gizli saklı ... 
Sonra gözünüz Aslan Asker Svejk'a takılır ve o anda Don Quijote'u bile unutuverirsiniz ... Artık , bir elinizde Don Quijote , bir elinizde Svejk yeni bir kahraman görene kadar dolaşır durursunuz Kraliçenin kollarında ... 
                                                                     Aslan Asker Svayk kapak.jpg
Kaçınılmaz son geldiğinde alelacele binersiniz Uçağa , kaçarak , çünkü , heran fikriniz değişebilir , kopmak çok zor bu kentten ... Başka bir sevdadır Prag , müridleri için ... Başka bir zaman , başka bir kimlik ... Tanıdığım herkes ile bir Prag maceram olsun istiyorum , bir Prag Maceranız olsun sizin de sevdiklerinizle yaşayacağınız  ... 


Prag , kesinlikle O mağrur bir Kraliçe ... 

27 Mayıs 2012 Pazar

OKURLARYAZARLARDA

Neden kavga ediyorsunuz hiç durmadan !!! Düşündünüz mü ?
Sesine dokunuyorsun kavga ederken çünkü ... Birbirinize ancak o zaman bakıyorsunuz , kavga ederken ... 
Bağırırken görüyorsun , bir çizgi daha oluşmuş gözünün kenarında ... Aynı evde , aynı mekanda, çok az görüşüyorsunuz kavga etmeden ...  
Çok büyük bir nedeni var avaz avaz seslerinizin yani ... Birbirinizi unuttuğunuzu hatırlatıyor , sesinizi hatırlatıyor , insan olduğunuzu , var olduğunuzu ... Ne güzel varsınız , dokunuyor sesiniz bağırırken , elleriniz hiç olmadığı kadar titriyor ama , bu yüreğinizin "gel git"'leri aslında  ... Yüreğiniz "gel"'deyken kavga ediyorsunuz , "git" olduğunda duruluyor ortalık , artık iki yanlızlık , bir evde yaşıyorsunuz  ... O , spor seyrediyor sonrasında , ya da vurup kapıyı çıkıyor , sen , ya arkadaşına pişmanlıklarını döküyorsun telefonda , ya da elindeki kitap neyse artık , sayfalarına gömülüyorsun ... Taaaa ki , birbirinize yabancı olduğunuzda yeniden , büyük bir kavga kopana kadar aranızda ... Gözlerinin tam da içine bakarak , çıldırmış vaziyette bağırıyorsun ... "DEFOL GİT HAYATIMDAN" ... Tercümesi , "AŞKIM YA SENİ ÇOK SEVİYORUM ; SAKIN BENİ BIRAKMA" 
HAYAT , "Varolduğunuzu hissettirecek kadar uzun ama , Yetişemeyeceğiniz kadar kısa" ... 
Kavga etmeden söyleyebilseniz Özlediğinizi ve Onsuz bir hayatı düşleyemediğinizi  ... Hergün görebilseniz , kaç kelime kullanmış cümlelerini kurarken , ya da kaç bardak su içmiş susuzluğuna , kaç kediyi görmüş o gün gözleri ve nasıl beklemiş buluşma saatlerinizi ... Evde , sofrada ... Görebilseniz hayallerinizi ve umutlarınızı birbirinizin ... 
Daha güzel "Kavga edeceksiniz" bir dokunabilseniz birbirinizi ürkütmeden , birbirinize rağmen ... 

25 Mayıs 2012 Cuma

UÇAN SÜPÜRGE - Eklenmiş, http://naifce.com/?p=652

Flamenco bitince, Palau Musica'nın fotoğraflarını çekmeye devam ettik. Karnımız acıkınca gideceğimiz adres belliydi bu defa. Şapkamızı, Pablo Picasso'nun tercihlerine çıkartmak istiyorduk. Bunun anlamı 4 Cats'de aldık soluğu. 4 Cats ( Katalanca adı : Els Quadre Gats ), 1897 yılından beri faaliyette olan cafe-restaurant, picasso müdavimlerinden buranın ...
İşte 4 Cats Cafe-Restaurant ...  http://www.4gats.com/  






Garsonları oldukça ukala ve ebeveyn tavrı ile yaklaşsalar da, burası Picasso'nun müdavimi olduğu, sergi açtığı entellektüel bir ortam. Barcelona'daki önemli cafe - restaurantlardan biri.
Masanıza oturunca önce zeytin servis ediyorlar. 4 cats de tercihim " escalivada ( roast pepper, onion and eggplant ) with tuna oldu, sevgili yeğenim "spinach and ricotta ravioli with cheese cream" ısmarladı. Birer kadeh beyaz ve kırmızı şarap içtik sonrasında da kahvelerimiz geldi. Amaç, yemek yemekten çok, Pisacco'nun teneffüs ettiği havayı teneffüs etmekti.  
4 Cats'den çıkınca yine la Rambla yollarını arşınladık. Yorulduğumuzda, Catalunya Meydanında birer kahve ve Pasta ile geceyi bitirdik ve metro ile otelimize döndük. 

24 Mayıs 2012 Perşembe

OKURLARYAZARLARDA


AYAKTA DURABİLMEYİ 
ÖĞRETEBİLDİYSEM ... 
KENDİNE GÜVENMEYİ VE HAYATI SEVMEYİ 
GÜNDOĞUMUNU DOYASIYA SEYREDEBİLMEYİ
-KÖTÜ BİR GECENİN BİLE ARDINDAN - …
İNSANLARA EL UZATMAYI 
SEVDİKLERİNE SAHİP ÇIKMAYI
ÖĞRETEBİLDİYSEM ...  
İYİ DİLEKLERLE UYANMAYI 
VE GÜNE GÜLEREK BAŞLAMAYI …
BİR GÜN YOLUNU KAYBETSEN DAHİ 
GÖKYÜZÜNDE BULUŞACAĞIMIZI 
ÖĞRETEBİLDİYSEM ...
BİR KERE BİRİN BAZEN ÜÇ ETTİĞİNİ , BAZEN BEŞ 
BİLİNENİN AKSİNE BİR OLMADIĞINI VE GİDEREK ÇOĞALDIĞINI
ÖĞRETEBİLDİYSEM ... 
DİRENMEYİ GİDİŞLERE , AĞLAMAMAYI ARKASINDAN 
TEK BAŞINA KALSAN DA BİR GÜN 
KENDİNİ ÇOĞALTMAYI VE ANILARI YANINDA TAŞIMAYI  
YENİ SEVİNÇLERİ ÇOK UZAKTA ARAMAMAYI 
YÜREKLERİ NASIL KOYACAĞINI YÜREĞİNİN ÜZERİNE
VE SÖYLEYİŞLERİ
ÖĞRETEBİLDİYSEM ...
BİR UMUDUN PEŞİNDEN YOLCULUK EDEBİLMEYİ – DURAKLARI BİLMESEN DE - 
ELİNİ TUTANI ASLA REDDETMEMEYİ
İHTİYACI OLANIN ELİNİ SIMSIKI TUTABİLMEYİ
ÇOCUKLARIN RENKLERİNİ , DÜŞLERİNİ
VE AÇLIKTAN ÖLMEYİ HAK ETMEDİKLERİNİ AÇIKCA SÖYLEYEBİLMENİ
HAKLININ YANINDA SAVUNUP HAYKIRMAYI  
SESİNİ HAKSIZLIKLARA DUYURMANI
İNANMADIKLARINI ALKIŞLAMAMAYI 
ÖĞRETEBİLDİYSEM ...
BAŞARMAYI BÜTÜN HÜCRELERİNDE HİSSETMEYİ
VE GURULANMADAN BAŞARABİLMEYİ 
SENİNLE GURUR DUYULDUĞUNDA ALÇAKGÖNÜLLÜ DAVRANABİLMEYİ ,
SINIRLAR KOYMADAN ARANA İNSANLARLA MESAFELERİNİ ÇİZEBİLMEYİ
KIRILDIKTAN SONRA TOPLAYAMAYACAĞIN KALPLERİ KIRMAMAN GEREKTİĞİNİ ,
ÖĞRETEBİLDİYSEM ... 
HAYATIN NEDENİNİ , TAM HAYATIN İÇİNDE ARAMAYI
VE SEN BUNLARI ÖĞRENEBİLDİYSEN …
KİM OLDUĞUNU BİLİYORSUN VE DOĞRU YOLDA YÜRÜYORSUN …
ÇÜNKÜ YAŞAMAK ,
BÜTÜN DİKENLERİ YÜREĞİNE BATTIĞINDA DAHİ
KOKUSUNU DUYMAK İÇİN GÜLÜN , GÜLE KARŞI DİRENMENDİR… KIZIM ...

nAifce
15.03.2005

BİR GÜN  ,
ANNEMİN YAPTIĞI GİBİ
BEN DE BİR DURAKTA İNECEĞİM
VE SEN YOLA YALNIZ DEVAM EDECEKSİN 
SAHİP OLDUĞUM TEK ŞEYİ
YUKARIDAKİ ŞİİRİMİ BIRAKIYORUM
KENDİ ŞİİRİNİ YAZABİLESİN DİYE …

21 Mayıs 2012 Pazartesi

OKURLARYAZARLARDA

"Fotoğraftan
Anneyi çıkarın
Bebek düşer " ... " 4. Tekil Şahıs "

Yüreğinde
Taşır Anne ,
Gözbebeğinde ...
Resimden silseler de
Karalasalar da üzerini
en kara tebeşirlerle
yorulmaz
ve
direnir ... 
Direnir silinirken kareden
tenine diker bebeğinin soluğunu
Onun için en yüksekten uçar
annesi silinmiş
çocuğun uçurtması ...  

                            ~~~~~~
O Yıl
Gökyüzü
sığmadı fotoğraflara
ve Deniz
ve uçurtmalar sığmadılar
ne İstanbul
ne Eviniz
yetersiz kaldı
tüm ışıklar objektiflere
ne yeni Öykü yazılabildi
ne yeni bir sevinç
hiç bir hüzün bile aynı değildi fotoğraflarda
Ağustos sıkıntısıydı
bizimkisi ...
Ağustos yanlızlığı şimdi paylaştığımız
ne kadar kalabalıklaşsa fotoğraflarımız
hep bir eksik - tek kelime yerine koyamadığımız ...
nAifce
"Bazı kareler daha çok nefes"

Bu şiir "Dördüncü Tekil Şahıs'ın - Mayıs Sıkıntısı" şiirinden sonra yazılmıştır ...
Bu şiirde anlatılanlar gerçektir , aynı "Dördüncü Tekil Şahıs"'ın şiirine koyduğu resim kadar ... ( Bazı yanlızlıklar paylaştıkça azalmaktadır ... )
Mayıs sıkıntısı şiirinin tamamını okumak için ... http://saguara.blogspot.com/

OKURLARYAZARLARDA


Pazar sabahı , Kitap ve Dergi almak üzere çocuğunuzla bir Kitapçıya girerseniz , dergi ve kitap almak yerine bir sürü kırtasiye malzemesi almış olarak çıkarsınız kitapçıdan ... Gerçi , almamak için direnemiyorsunuz , en az kızınız ya da oğlunuz kadar siz de almak için can atıyorsunuz o güzel kağıtları , kalemleri , not defterlerini , silgileri , çıkartmaları v.s. ... İşte yukarıdaki not kağıdı da böyle bir ürün ... Kızımın , Edebiyat ödevini tamamlamak için Suadiye'deki Remzi Kitapevine gittik , Edebiyat Dergilerini inceleyip , almaya karar verdiklerimizin ödemesini yapmak üzere kasada sıraya girdiğimizde , ikimiz de aynı anda birer tane aldık elimize bu sandviç şeklindeki not kağıtlarından ... O anda kızım "Kitap Ayraç"'larını soktu gözüme ... Paris , New York , Londra görüntülü magnetli Ayraçlar da sepetimize konulduktan sonra , yetmedi Uğurböcekli çıkartmalar buldu tutuşturdu elime ve de finali matruşkalı kalemle yaptık ... Ancak , Edebiyat ödevini hazırlarken o kadar çarpıcı istatistiksel bilgiler öğrendik ki ve bu bilgiler o kadar canımızı acıttı ki ... Neredeyse Remzi Kitapevindeki bütün Kitap ve dergileri satınalmak istedik ...
İşte Türkiye'de Dergi ve Kitap Okuma alışkanlığımızla ilgili çarpıcı gerçekler :
Kitap Okuru : % 4,5
Dergi Okuru : % 4
Gazete Okuru : % 22
TV İzleyicisi : % 95
Radyo Dinleyicisi : % 24
Türkiye'de Kitap ihtiyaç maddeleri sıralamasında "235.sırada" yer buluyor ...
Türkiye'de okuma alışkanlığına sahip okur "70 bin" civarında ...
Türkiye'de her yıl 7000 kitap basılıyor , buna mukabil Fransa'da basılan Kitap 28.000 ...
Bir Japon yılda 25 kitap , İsviçre'li 10 Kitap , Fransız 7 kitap okuyor , bir Türk 10 yılda 1 Kitap okuyor ...
AB Ülkelerinde Kişi başı yıllık 500 $ Kitap harcaması yapılıyor , Türkiyede bu harcama yıllık 2 $ ...


"Gençlerini Kitapla Beslemeyen Toplumların Sonları Acıdır"
OVIDIUS

20 Mayıs 2012 Pazar

ŞEHİRKOLİK - Eklendi, 27.03

DUBAİ

Tepeden tırnağa kadar erkek Dubai ... Gündüz ne kadar erkekse , gece de o kadar erkek renkli , erkek sesli , erkek tavırlı Dubai ... Bütün diğer oryantal şehirler gibi ... Zengin ; şımarık değil ama , içten içe görgüsüz ... Şeyh El Maktum : - Ben diyor , paramla kurdum bu görüntüleri , Çölde bir yanılsama yarattım kumlardan , diğer bütün şehirlerden farklı kıldım bu şehri , çünkü burası sanal bir hayat ...
Burj el Arab ile , Burj Dubai ile , Palmiye adası ve devasa bulvarları ile insan , ait olamıyor sokaklarına ... Aidiyeti Şeyh El Maktum tanımlıyor : Burası Benim ...
Bu durumda özgür olamıyor Dubai , başına buyruk , karar bile alamıyor kendi için , kendi özgür iradesi ile ... Verilen emirlere uyuyor ve ne kadar çok itaat ederse , o kadar varlığını koruyabilir , bunu çoktan anlamış ve şunu da biliyor , ne kadar susarsa o kadar zenginleşecek ...
İşte bu yüzden büyüleyemiyor Dubai "Şehri Yürüyerek Gezmeyi Sever Şehirkolikleri" ... Üstüne üstlük Kadınca renklere bürünemediğinden de itici bile geliyor benim gibi , Doğulu , eğitimli , laik Müslüman , Özgür Kadınlara ...
Kısaca , "Görmek" yeter Dubai'yi , anlamaya çalışmıyor İnsan ... ABRA'lar ilginç geliyor "Şehri Eşya ile Tanımlamayı Sever Şehirseverlere" bir de Çöl'de Jeep Safari ... Safari esnasında kahvaltı ya da öğle yemeğini fazla kaçırmamış olmanız gerektiğini unutmamalısınız ...
4 X 4 Araçlarda ve Çöl'de tok karnına , hele bir de Kum Fırtınasına yakalanırsanız , sanırım yaşadığınız şehre aç dönersiniz ...

File:Abra boats 2 .jpg
 


OKURLARYAZARLARDA


19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı'nı , Bağdat Caddesi'nde büyük bir çoşku ile kutladık ... Marşlar ve Şarkılar söyledik , elimizde Türk Bayraklarımız ve Ata'mızın resimleri ...
Suadiye'den başladı yürüyüşümüz , Göztepe'de önce Ata'mıza saygı duruşunda bulunduk , ardından İstiklal Marşımızı ve sonrasında Ata'mızın Gençliğe Hitabesini hep bir ağızdan ve tek bir yürekten söyledik ...
" Atam , sen rahat uyu , bekçisiyiz biz Cumhuriyetin " ... nAifce




19 Mayıs 2012 Cumartesi

OKURLARYAZARLARDA

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk , ben ve kızım , Hayatımızın her anında sana şükrediyoruz , çok sevdiğin ve inandığın Halkına , bütün halkların gıpte ettiği Laik Cumhuriyeti , Devrimleri ve Bayramları armağan ettiğin için ...
Sen rahat uyu , biz bekçisiyiz Cumhuriyetimizin ...
19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun ...

18 Mayıs 2012 Cuma

OKURLARYAZARLARDA


Çok Sevgili bir arkadaşım ( kader arkadaşım aynı zamanda ) yaklaşık 4-5 ay önce bu resmi Facebook'ta benimle paylaşınca , koptuk ama , gerçekten gözlerimizden yaşlar aktı ve hala resme  baktıkça aynı şevkle gülüyoruz , hem de her güne uygun suratlarımızı takınıyoruz ...
Bugün , Cuma suratımızı takıntık , gülücüklerle dolaşıyoruz etrafta ... Yuppiii , Haftasonu modu bu ... Ve kesinlikle Pazar gecesi suratımız da örtüşüyor birebir ... Hatta , sadece ağlayarak dolaşmıyorum etrafta , evin ışıkları bile daha sönük yanıyor diğer akşamlara nazaran Pazar akşamları ...  En sevdiğim surat Perşembe bu arada ...
Güzel bir haftasonu diliyorum , keyifli sofralar , birliktelikler ve yayınlar sevgili bloggerlar ...

17 Mayıs 2012 Perşembe

GİRİŞ BİLETİ - Eklenmiş, http://naifce.com/?p=358

BODRUM SUALTI ARKEOLOJİ MÜZESİ (2008) 
ve AMPHORALAR 




















Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi, "Şehrin Geçmişini Arkeolojik olarak Arayan Şehirkolikler"in mutlaka gezmesi gereken bir Müze.

Bodrum'da, mavi tura katılın, Gümüşlük'de balık - meze eşliğinde rakınızı yudumlayın, arkasından lokmanızı yiyin, Tavşan Adasına yürüyün, Camel Beach'de denize girin, Bodrum'un Çarşısında alışveriş yapın, yorulunca dondurma için Bodrum'un en iyi cafesinde soluklanın Ege'ye karşı, Bitez'de sahil kenarındaki bir Bar'da gündüzün keyfini, gecenin ılık rüzgarına tokuşturun, illa Ortakent'te veya Gündoğan'da güneş doğsun yada batsın ama, Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi'ni de mutlaka gidin ve görün, o zaman hakkını vermişsinizdir Bodrum'un, içiniz rahat dönebilirsiniz yaşadığınız şehre... 

*** Fotoğraflar ;  nAifce tarafından 2008 Temmuz Ayında Bodrum'da çekilmiştir ... 

15 Mayıs 2012 Salı

ŞEHİRKOLİK - Eklendi, 04.02

TOKYO

Dünyanın en ileri Teknolojisti TOKYO erkektir ... Hem gündüz , hem gece ...
Gündüz çalışmayı sever , Karıncadan yanadır tavrı , Ağustos böceğini ezer geçer ... Parası vardır ve parasıyla hayatı satınalacağını bilmek sakinleştirir TOKYO'yu ... Teknolojiye tutkundur ve son model arabasıyla her kadını elde edenlerdendir , siyah takım elbisesi , siyah gözlükleri , Rolex saati ile tercihini markalardan ve siyahtan yana kullanır gündüzleri ... Ağırbaşlı düşünür , mesafeli ve saygılıdır ... Sessiz kalmayı sever , son cümleyi kendine saklar TOKYO günışığında . Gece inmeye başlayınca Maçolaşır TOKYO ... Hoyratlaşır , avaz avaz bağırır , sözünü geçirmek için her yola başvurur ve Ağustosböcekleri doluşur etrafa , herbiri ayrı renk , herbiri ayrı ses ... Paranın gücünü gösterir Avrupa'ya , Amerika'ya ... New York' a inat sadece Asya'lılar çözebilir TOKYO'nun gece görüntüsünü . Eğer ; "Renkleri Ayırt Etmeden Şehriseverlerdenseniz " TOKYO tam size göre ... Işıl ışıl , rengarenk geceleri neon ışıklarıyla ... Etrafta o kadar çok "Gökdelen" ve o kadar çok reklam ışığı var ki , gündüz gezdiğiniz o minimalist ve modern şehirde olduğunuza inanamıyorsunuz ... Etraf , tam bir curcunaya dönüşüyor , gece inince şehre ... Sanki , Asya'nın daha alt kültürlü bir yerleşiminde , daha aç gözlü bir zaman diliminde , daha paragöz bir hayatı yaşamaktasınız geceleri bu başkentte ... Sınırsız alternatifiniz var geceleri ... Gündüz , değişir seçimleriniz , sabaha karşı 04.00 civarında Balık Pazarı "TSUKUJİ" de günü selamlayabilirsiniz , tezgahların birinde Akdeniz'de yakalanmış bir Yengeç görürüm umuduyla ... Memleketinizden tanıdık balık olup olmadığını yoklarsınız , Japoncanız olsa Balık komisyoncularıyla pazarlık yapacaksınız ancak , ne yazık ki bilinenin aksine Japonya'da İngilizce konuşan çok kişi yok , neredeyse Türkçe daha kolay anlaşıyorsunuz , konuşmaya çalıştığınız Japon'ların büyük bir kısmı İstanbul'u , Kapadokya ve Efes'i sizden daha iyi gezmişler , biliyorlar ... Yaşadığınız kent için saydıkları özelliklerin çoğunu , siz içinde yaşarken gözden kaçırmışsınız ... Balıkçılarla ve Tezgahlarındaki sayısız deniz canlıları ile vedalaşıp kahvaltı için Ginza'ya doğru yola devam edebilirsiniz ... Ginza'da oturduğunuz Cafe , Gezegenimizin en pahalı reklam panosuna bakıyor olabilir bodoslama ... Ama , Panoda yanıp sönen ışıltılı dünyanın hatırlattıkları ile taban tabana zıttır , kahvaltı tabağınızdaki seçimleriniz ... Az az ve chopsticklerinizin izin verdiği ölçüde büyük lokmalarınızla seyredersiniz bir TOKYO sabahını ...
İmparatorluk Sarayını ve Edo Kalesini gezersiniz arada , zamanı durdurarak , sakince , yakınlardan gelen tütsü kokuları ASAKUSA'da gözünüze takılan Budistçe kaleme alınmış hediyelik dualardan almanıza neden olur , Asakusa Kannon Tapınağında ( Sensoji ) elinizde tahta kaşık , arınmaya çalıştığınızı farkedersiniz birden bire ...
Seyahatlerde herşey değişir , başka bir şekle bürünür ... İnancınız ne olursa olsun , hayat görüşünüz , alışkanlıklarınız ve seçimleriniz ne kadar farklı olursa olsun dünya nüfusunun geri kalanından , gittiğiniz ülkelerde bir şehirsever olarak "Şehrin dokusuna bürünmeyi sevenlerden " oluverirsiniz , gümrükten çıktığınız andan itibaren ...
Ve TOKYO'dan "İNCİ" almak yerine , BUDA'ya en çok dua gönderenin Kendiniz olması gerektiğine inanarak bütün Tapınakları dolaşırsınız , yolüstünde olan , olmayan ...
10 Katlı Teknolojik ürünlerin satıldığı bir Mağazadan hiçbirşey almayıp çıkmayı başarmışsanız , siz de benim gibi "Şehri satınalmak yerine geçmişinin izlerini aramayı sevenlerdensiniz" ve bu durumda iflah olmaz bir Maceraperestsiniz ...
İflah olmaz Maceraperest olarak , Meiji Tapınağında bir evlilik törenine şahit olursunuz , geleneksel kıyafetleri içindeki Gelin ve Damadın yanına yaklaşmaya çalışarak mümkün olduğunca -fotoğraf makinanızı göstermeden- ...
Genç çifti evlendirince içiniz rahat doğruca "Tokyo Orient Bazaar'a" ... Tahmin edilemeyecek kadar güzel Tasarım mağazalarında baştan çıkartırsınız kendinizi ... giy çıkart tak takıştır ister al ister alma ama keyifle uçuk kaçık tasarımları fotoğraflarsınız ... Daha da rahatlamak istiyorsanız ya "Kaligrafi" öğrenmeye , ya "İkebana" , önden çay seramonisinde sunulan yeşil çayın tadını çıkartmış olmanız şartıyla ...    
Bu kadar rahatlamışken eğlence de olmalı ... Sırada Tokyo Disney Resort  ... Kah çocuk olup Mickey'le dans edersiniz , kah ebeveyn kimliğiniz ile alışveriş yaparsınız çoluğa çocuğa ama , en çok da kendinize ...
http://www.tokyodisneyresort.co.jp/en/index.html
Bir bakmışınız Korsan gemisindesiniz , bir bakmışınız Goffy'nin arabasında ...
Bu rüyadan sizi ancak fuji dağına gidiyor olmak uyandırır ...
Ve uykudan uyanıp Tokyo'dan uzaklaşırken , bu teknolojilerüstü kente "veda etmeyi sevmeden ayrılan bir şehirkolik olarak" ***"belki yine gelirim , sesime ses veren olursa birgün" dizelerini içinizden geçirerek sessizce allahaısmarladık dersiniz ... Yolunuz düşecektir elbet ,yüksek  sesle vedalaşmadığınız için bu Erkek şehre ...

*** "Belki Yine Gelirim" Ahmet Telli'nin şiiridir ...

OKURLARYAZARLARDA

GECENİN BAŞLADIĞI YERDEYİM
SABAH KOKULU AYRILIKTAN DAHA YAŞLI
HANGİ NİSANDA BAŞLAMIŞTI BU SEVDA
BU YANLIZLIK KAÇ MEVSİM
ZAMANSIZ ÖYKÜLERE AĞLARIM
ZAMANSIZ ÇIĞLIKLARA
DEVŞİREMEMEKTEN ÖZGÜRLÜĞÜ
YANLIZLIĞA BOYUN EĞMEKTEN
KIYILARININ BİTİMİNDEYİM
EN DERİN DENİZLERİN
EN HIRÇIN BENMİYDİM
EN UZAK ÖLÜMLERE BAŞLADIM ...
nAifce
GECENİN BAŞLADIĞI YERDE 

12 Mayıs 2012 Cumartesi

OKURLARYAZARLARDA

Alfonse MUCHA
The Moon
ANNELER GÜNÜNDE
BABALARININ ANNELER GÜNÜNÜ
KUTLAYAN ÇOCUKLAR VAR YERYÜZÜNDE ...
ANNELERİNİ TANIMIYOR BU ÇOCUKLAR ...
BABALARI ANNELERİ DE ...
ÖNCE KAHVALTISINI HAZIRLIYORLAR ,
SONRA HEDİYESİNİ VERİP ,
SEVGİ İLE ÖPÜYORLAR ...
BABALAR GÜNÜNDE DE AYNI ŞEYİ YAPIYORLAR ...
BUNU ABLAMIN ÇOCUKLARI YAPIYOR ...
BANA UMUT VERİYOR TERS YÜZ EDİLEBİLEN GERÇEKLER ...  
UMUT VARDIR ,
VE HEP KALACAKTIR YAŞATABİLDİĞİNİZ YERDE ...
ÇÜNKÜ UMUDUNUZLA MEYDAN OKUYORSUNUZ KADERE ...

ANNE/BABA
nAifce



11 Mayıs 2012 Cuma

UÇAN SÜPÜRGE - Eklenmiş, http://naifce.com/?p=523

CESKY KRUMLOV // ÇEK CUMHURİYETİ
Bu sefer Prag için değil, Cesky Krumlov için yollardayım ... 
Chesky Krumlov, Çek Cumhuriyetinde tipik bir Ortaçağ Kasabası. Otobüsle gitmek için Na Knizeci Otobüs Terminalinden bilet aldım. Prag - Chesky Krumlov arası yaklaşık 3 saat sürdü. Yol boyu gelincik tarlalarını seyrettim, bir de Kapalı devre yayın yapan TV'de "i Perinche" adlı müzikal filmin fragmanlarını izledim durdum.

Hava, Orta Avrupa havası, Haziran ortasında bile serin. 18 Haziran günü de Chesky Krumlov'da oldukça sıkı yağmur yağıyordu ve t-shirt ile donuyordum. ( İlk dükkandan kazak almak zorunda kaldım )
Zaten, etrafın o kadar yeşil olmasının yağmurdan başka bir açıklaması da olamaz !
Bu Kasaba, Vltava nehrinin kenarında, Vltava kesinlikle bu kasabaya da Prag'a yakıştığı kadar çok yakışıyor.
Festival için etraf tam bir tiyatro sahnesine dönüştürülmüş ; Ortaçağ giysileri içinde, el ürünleri satan satıcılar, tam o zamanları yansıtan şaklabanlar, illüzyonistler, falcılar, ateş yiyenler, yılan dansçıları, eski zaman giysileri ile salına salına dolaşan ve tezgahlardan kah alış veriş yapan, kah fotograf için poz veren yerli Halk ve bir de benim gibi fotoğraf makinası elinde turistler.
Bu festival henüz Türk turizminde literatüre girmemiş durumda ama, bu Ortaçağ Kasabasını görmek isterseniz gidiş tarihinizi festivale denk getirmenizi özellikle öneririm.
Hatta burası o kadar Ortaçağ görünümlü ki, Halkının beslediği bir "Boz Ayı" tabloyu çok güzel tamamlıyor.
Benim , -her zaman olduğu gibi- yeterince vaktim kalmadığından ( dönüş otobüsüne nefes nefese yetiştiğimden ) "Balmumu" ve "Kukla" müzelerini gezemedim ama, size bu zamanı ayırmanızı ve gezmenizi şiddetle tavsiye ederim ...
Rybářská No. 68, overview, foto: Lubor Mrázek

Ayrıca , prag'da da Balmumu Müzesi var ...  






















































































İnanmayacaksınız ama Prag dönüş otobüsümüz ... :))











 Cesky Krumlov Ortaçağ Festivali

Önemli bir not : Chesky Krumlov'a da yol arkadaşım Sevgili Yeğenimle gittim . Fotoğrafların bir kısmı kendisine aittir , fotoğrafları ile bloğuma vermiş olduğu desteğe teşekkür ederim ...
*** Fotoğraflar ;  nAifce ve Sevgili Yeğeni tarafından 2011 Haziran Ayında Chesky Krumlov'da çekilmiştir ...