BRONZ HEYKEL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
BRONZ HEYKEL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Mart 2016 Salı

BUDAPEŞTE'YE HAYAT VEREN HEYKELLER


Bir şehre nehir yakışır, ayışığı yada müzik, karlar altındaki damlar, yada ilkbaharda sere serpe çimenlere oturmuş üniversite öğrencileri, vapur ve martının yakıştığı şehirler de vardır, festivalin yakıştığı şehirler de, ama bir şehre bronz heykeller bu kadar mı yakışır ?

Budapeşte, geçmişdeki bütün izleri heykelleri ile anlatmakta gelene geçene, heykeller hayatının hikayesi olduğundan da oldukça etkileyici.

Tuna Ayakkabıları

Can Togay ve Heykeltraş Gyula Pauer'in İkinci Dünya Savaşında Tuna nehri kıyısında vurulup öldürülen Yahudiler anısına yaptığı Tuna Ayakkabıları, Parlamentonun önünde sessizce hikayesini anlatıyor.
  

Parlamentonun merdivenlerine oturup Tuna Ayakkabılarını seyreden ise Şair Attila Jozsef.

Hüzünlü hayat hikayesi şiirleri kadar etkili "Yalan Söylemez çünkü Şairler” diyor. 
 32 yaşında kendi isteği ile hayata veda eden Şair için Unesco 2005 yılını tüm dünyada Attila Jozsef yılı ilan etmiş ve pek çok etkinlik düzenlenmiş. 

"Tanrıların bulunması gerektiğini bildikleri yerde
İnsanlar tüm duyarlılıkları ile seveceklerdi beni"
                                                      Jozsef Attila
            

Ve bir diğer hüzünlü hikaye, Parlamentoya doğru bakan Komünist Politikacı İmre Nagy. 


İlk defa 1953'de Macaristan'ın Başbakanı olan İmre Nagy, ekonomik reformlar yapmaya başlayınca Sovyetler'in desteğini yitirmiş ve görevinden alınarak Macaristan İşçi Partisinden de atılmış. 1956'da CIA destekli olan, öğrencilerin başlattığı ve Halk'ın da katılımı ile büyüyen Macar Devrimi esnasında direnişçiler tarafından yeniden Başbakanlığa getirilen Politikacı, Varşova Paktından ayrılma kararı vererek, tek parti yönetiminin sona erdiğini açıklamış. Bu yolda Birleşmiş Milletlerden ve büyük Devletlerden özellikle Amerika ve Almanya'dan destek istemiş. Ancak, beklediği destek gelmeyince, Sovyetler Birliği tekrar Macaristan'a girerek Budapeşte'yi kuşatıp, halk ayaklanmasını kanlı şekilde bastırmış. Binlerce kişi Ülkesini terketmek zorunda kalmış, terk etmeyenleri ise tutuklamış Sovyet rejimi, İmre Nagy'de tutuklananlar arasında ve Sovyet yanlısı mahkeme tarafından yargılanıp Vatana ihanet suçundan idam edilenlerden... Sovyet'lerin Macaristandaki hakimiyeti sona erene kadar anılmayan simalardan, taa ki Özgürlüklerinin simgesi olarak 1989 yılında Kahramanlar Meydanında ikiyüzbin kişinin katıldığı törenle bir kez daha gömülene kadar.
İmre Nagy, her gün Parlamento Binasını seyrederken alınıyor Macaristan'da kararlar.   


Ronald Reegan, Özgürlük Meydanında (Liberty Square yada Macarca ismi ile Szadadsag Ter). 



Özgürlük Meydanındaki Macar Yahudileri için Soykırım Anıtı 
    

Aziz İstvan Bazilikasının hemen önünde duran Macar Polisi, göbeğine dokunurken fotoğraf çektirme arzusu uyandırıyor tüm sevecen hali ile. Zaten bu nedenle göbeği pırıl pırıl :)

Tuna boyunda yürümek, keyifli olduğu kadar pek çok bronz heykelle de buluşturuyor.

Bu yürüyüşlerde göreceğiniz en popüler heykellerden biri Little princess (küçük prenses) yada Macarca Kiskiralylany-szobor. Heykeltraş Laszlo Marton'un eserinin -ilk evliliğinden olan kızı bu heykeldeki küçük kız aynı zamanda- orijinali Macar Ulusal Galerisinde korunuyor. Ayrıca, Japonya'da Tokyo Metropolitan Art Space'de de bir örneği sergileniyor. 



Macar Ressam Ignac Roskovics Tuna kenarında Aslanlı Köprüyü resimlemekte 


Köpeği ile oynayan Kızla da Tuna yürüyüşü esnasında karşılaşabilirsiniz. 2007 yılında David Raffia tarafından Budapeşte'ye kazandırılmış bu bronz heykel. 



Ve seyircilerinin karşısında eğilen bükülen büyük üstad William Shakespeare. Köpeği ile oynayan Kızın hemen önünde.





Budapeşte'nin alternatif heykelleri - şehrin dokusuna çok uymasa da .

Tüm bu Heykeller Tuna nehrinin Peşte tarafında Parlamento civarında ve Tuna'nın yürüyüş yolunda karşılaşacaklarınız. 

Andrassi Caddesinde karşınıza çıkacakların başında ise Macar Komedyen Geza Hofi geliyor. Geza Hofi; 1936 Budapeşte doğumlu ve 2002'de yine Budapeşte'de hayata veda etmiş. Bu ilginç heykel Andrassi caddesindeki Budapeşte'nin Broadway'i sayılan Nagymezö sokağında, Cafe Komedias'ın (Macarca Komedias Kavehaz) önünde.     
  


Nagymezö sokağı, sanata ve sanatçılarına sahip çıkan güzel bir sokak. Bunlardan bir diğeri Macar Opera bestecisi İmre Kalman, üstelik Yahudi olmasına karşılık Adolf Hitler'in sevdiği bestecilerden biri. Hitler, Yahudi olduğu için kendisine Fahri Aryan'lık teklif etmiş ancak, İmre Kalman kabul etmeyerek Avrupa'dan Amerika'ya yerleşmiş. 


  

Önce Nazi Faşizminin ve sonrasında Sovyet Diktasının hizmetinde olan "Terör Müzesinin" önündeki Anıt o zamanları anlatıyor bütün yalınlığıyla. "Demir Perde"

Andrassi Caddesinin sonunda bulunan Kahramanlar Meydanındaki Heykeller 
Macar Kral ve Kahramanlarını, altlarındaki panolarda hayatlarından kesitleri sunarak gösteriyor.  





Budapeşte Hayvanat Bahçesinde de canlı olanların yanısıra, bronz heykelleri ile de sizi etkisi altına alıyor Hayvanlar Alemi. 





Macar Yahudi Şair Miklos Radnoti. 1944'de Soykırım'da ölenlerden. Sırbistan'daki Bor toplama Kampından Györ yakınlarındaki başka bir toplama kampına götürülürken yolda Naziler tarafından kurşuna dizilmiş. Yine hüzünlü bir hikaye...

Ve büyük besteci Ferenc Liszt yada Franz Liszt kendi adıyla anılan meydanda; 
Liszt Ferenc Ter .
   
  


Liszt Akademisi 


Blikk Gazetesi dağıtan Çocuk 


Pal Sokağının Çocukları ise 8. District, Prater Utca, 11 
Jozsefvaros Budapest adresinde oyunlarına katılmanızı bekliyor.

Buda tarafında heykeller değişiyor, Şehrin havası eskiye bürünüyor. 
Buda tarafı tarihini anlatıyor Budapeşte'nin, dolayısıyla tarihin baş kahramanlarına dönüşüveriyor heykelleri de...

Kraliyet Sarayının bahçesindeki Heykeller 







 Savaşın, şiddetin ve terörün her türlüsüne karşı olmakla birlikte Budapeşte'de Askeri Tarih Müzesinin 1. Dünya Savaşı'nı anlatan heykellerini fotoğraflamadan geçemedim. 
(1. Dünya Savaşı'nın en çok iz bıraktığı toprakların çocuğu olduğum için sanırım ve 
Mustafa Kemal Atatürk'e neler borçlu olduğumu bildiğim için  )  




Gellert tepesindeki Özgürlük Anıtı ise Macaristan'ı Nazi'lerden kurtardığı için Sovyetler Birliğine minnet borcu yüzünden yapılmış aslında ama Sovyetler Birliğini de ülkelerinden çıkartıp, gerçekten tamamen özgür olduklarında anıt "varlığını Macaristan'a adayanlara" ithaf edilmiş bu defa.   






Özgürlük Heykeli, Sovyet'lerden kalma sergilenen tek Heykel bu arada. Sosyalizm zamanından kalma heykellerin tamamı "Memento Park" da çünkü. Memento Park, aslında bir açık hava Müzesi. Mimar Akos Eleöd tarafından tasarlanmış. Lenin, Marx ve Engels ile bazı Macar Komünist liderlerin heykelleri ile Komünizmi yücelten pek çok heykel ve anıt sergileniyor Memento Park'da. Sadece Stalin'e ait heykel yok, çünkü, 1956 Macar devrimi esnasında halk tarafından Stalin'in heykelleri tahrip edilmiş.  

meraklısı için... http://www.mementopark.hu/ 

Kral Buda - Kraliçe Peşte 

Tuna nehri yüzünden asla kavuşamayacak olsalar da aşkları asla bitmeyecek.

Philosophy Garden 






Heykeltraş Nandor Wagner tarafından tasarlanmış Philosophy Garden. 8 farklı din adamı ve filozof; farklı dinleri ve inanışları, hoşgörü için temsil ediyor. Amerika ve Japonya'dakilerle 3. ayağı oluşturuyor Budapeşte Gellert Tepesindeki Philosophy Garden.

Hemen belirtmeliyim bu Heykeller ve Anıtlar yolumun üzerinde olanlardı, zaman yetmediği için buluşamadığım heykelleri de var elbette Budapeşte’nin.

Budapeşte; Heykelleri ile tarihini anlatırken onca sessizliğinin içinde bir heykelin ne çok şey dediğine şahit oluyorsunuz aynı zamanda.

***Fotoğraflar ;  nAifce tarafından Kasım 2015 tarihinde Budapeşte'de çekilmiştir...


5 Temmuz 2015 Pazar

MAĞRİPLİ BİR SANATÇI ; SAHBİ CHTIOUI


Sahbi Chtiouri; Tunuslu, Fas'da yaşıyor ve Heykellerine, Casablanca'da hayat veriyor.



16 Haziran'dan 16 Temmuz'a kadar gezilebilecek olan Retrospektif Heykel Sergisi kaçırılmaması gerekenlerden.

 
Favorim olan Bronz Heykel "Palyaço"




Bronz Heykellerden başka bir Dünya yaratmış kendi deyimi ile "Mağripli Sanatçı" 
Sahbi Chtioui. 
***Fotoğraflar ;  nAifce tarafından 17 Haziran 2015 Tarihinde Caddebostan Kültür Merkezinde çekilmiştir...

6 Mart 2014 Perşembe

ARİSTOKRAT LÜKSEMBURG'un BOHEM HEYKELLERİ

Gezginler, şehri dolaşırken bütün duyu organlarını kullanırlar, hem de güçlendirilmiş olarak, gözleri başka görür, dilleri başka tadar, başka türlü dokunurlar şehre, en tiz sesini duyar ve şehrin kokusu ciğerlerine dolar. 
Ama, hep bir eksiktir, yetinmezler, göremediklerini, duyamadıklarını, dokunamadıklarını, tadamadıklarını ve ayırtedemedikleri kokuları ararlar. 

"Şehirkolik olmak; en son detayını bulmaya çalışmaktır bir kentin" 

Aristokrat Lüksemburg'taki "en son detay" şehirle ilk buluşmamızda karşıma çıkan "Şarlatanlar”’dı, üstelik aristokrat değil , tam tersine son derece bohemdi bu en son detay.






Benedicte WEIS'ın Theatre Square'de (Tiyatro Meydanı) hayatı renklendiren  
"Les Saltimbanques"(Şarlatanları) ile avucunun içine alıyor Lüksemburg hemen.

Sonrasında gezdiğiniz her sokakta birden bire karşınıza çıkıveren ve şehri büyük bir tiyatro sahnesine dönüştüren bronz heykeller damgasını vuruyor bu küçücük Başkent'e.




"Şarlatanlar"'ın etkisini üzerinizden atamadan karşılaşıyorsunuz "Müzisyenler,çocuklar ve koyunlarla”

Lüksemburg'lu Heykeltraş Wil LOFY tarafından 1982 yılında yapılmış bu bronz Çeşme, "Hammelsmarsch". Şehrin havasını değiştiren şehir mobilyalarından.

Lüksemburg'daki ikinci günümüzde Remich, Moselle nehri ve Schengen Kasabasını ziyaret ederken Bronz Heykeller yine başrolde.

Moselle, iki ülkeyi birbirinden ayıran sınır nehirlerinden, Lüksemburg ile Almanya'yı hem birbirinden ayırıyor, hem de üzerindeki Köprüsü ile birbirine bağlıyor. Remich Köprüsü'nün tam ortasında durduğunuzda bir ayağınız Almanya, bir ayağınız Lüksemburg oluyor. İşte, Remich Kasabası; Moselle nehri ve Bronz Heykelleri ile kucak açıyor ziyaretçilerine her daim.

Moselle nehri ile arkadaşlık ederek yürümeye başladığınızda yine Wil LOFY'nin "Bacchus" (Şarap Tanrısı) Heykelinin olduğu Çeşme karşınıza çıkıyor ilk olarak. 


Yürümeye devam ettiğinizde bu defa Moritz NEY'in "Nemesis"'i selamlıyor fotoğrafını çekmek isteyenleri.

Moselle nehrini geride bırakıp Schengen Kasabasına doğru gitmek istediğinizde ise bu defa Çamaşırcı Kadınlar poz veriyor objektifinize.





Manon BERTRAND Ustanın 2005 yılında yaptığı "Laundrywomen" ( Çamaşırcı Kadınlar)'ı.
Her birini tek tek fotoğrafladıktan sonra Schengen'e doğru yola çıkıyoruz. 
Remich'le, Schengen'in arası yaklaşık 9 km. Schengen kasabasındaki anıt dizaynı ile cezbediyor hemen.

Her bir yıldız, AB üyesi olan bir Ülke'yi simgeliyor 

Portekiz

Belçika


Yunanistan


 Schengen I antlaşması; sınır kapılarındaki polis ve gümrük kontrollerinin tamamiyle ortadan kaldırılması amacıyla 1985 yılında Fransa, Almanya, Belçika, Hollanda ve Lüksemburg arasında imzalanmış. 1990 yılında imzalanan Schengen Anlaşmasını Uygulama Konvensiyonu ile de birinci anlaşma uygulamaya konulmuş. İlk antlaşma Fransa, Almanya ve Lüksemburg'un sınırlarının kesiştiği yer olan Schengen Kasabasında, 2. antlaşma Moselle nehrinde, Prenses Marie-Astrid isimli teknede imzalanmış.     

Lüksemburg'daki 3. günümüzde istikamet önce Ettelbruck ve ardından bir Ortaçağ Kasabası olan Vianden.




   Ettelbrück'te bir kahve içip yolumuza devam ediyoruz...






Vianden Marie-Josee KERSCHEN'in "Le Badigeonneur, Le Musicien, Le Fou" heykelleri ile hemen içine çekiyor sizi ama siz zaten hazırsınız, tertemiz ve oldukça sert kış havası, tepede bütün heybeti ile yükselen Vianden Şatosu, Our nehri ve daracık sokaklarında kah Victor HUGO'nun peşine takılıp, kah Karikatür Müzesini dolaşıp dururken, Victor HUGO ile başlayan Vianden hayranlığınız yerini, "en güzel kasabalar" sıralamanızda en üst yerlere bırakmakta, kısaca ilk görüşte vuruluyorsunuz bu zarif ve çekici Ortaçağ Kasaba'sına.  

4.gün Ülke değiştiriyoruz Remich'ten Moselle nehrinin karşı yakasına geçip, ver elini Almanya, Trier.

Trier'in, önemli bir özelliği var, Almanya'nın en eski şehri ve Komünizmin kurucularından Karl Heinrich MARX'ın doğduğu şehir aynı zamanda. 











Klaus APEL'in 1984 yılında yaptığı "Brunnen des Handwerks" (Craftsmen's Fountain-Esnaf Çeşmesi ) olağanüstü detayları ile büyülüyor görenleri. Ayrılamıyorsunuz yanından kolay kolay. Her bir ayrıntıyı fotoğraflayarak sahiplenmek istiyorsunuz. 



Trier'de bir diğer ilginç çeşme, Willi HAHN tarafından 1977 yılında yapılan "Heuschreckbrunnen" (Grasshopper Fountain - Çekirge çeşmesi)


Temmuz-Ekim 2013 tarihleri arasında Lüksemburg ve Trier'de "Elephant Parade" vardı. Trier'de kalanlardan birini fotoğraflamak şansına eriştim. Gerçek birer sanat eseri olan bebek fillerin sergisi-geçit törenine- yetişememiş olmaktan büyük bir üzüntü duyarak dolaşmaya devam ettim Trier'i. "Elephant Parade", Asya Fillerinin korunması için halkın bilinçlendirilmesi ve desteğini çekmek için Fil Heykelleri ile Dünyanın en büyük açık hava sanat sergisini oluşturuyor. Dünyamızın geleceği, insanlığın duyarlılığına bağlı. Bu tip organizasyonların parçası olmak gerekiyor ... 


***Fotoğraflar ;  nAifce tarafından Şubat 2014 tarihinde Lüksemburg, Remich, Schengen, Ettelbruck, Vianden ve Trier'de çekilmiştir ...