OKUR


Ransom RIGGS'in "Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları" ya da oijinal adıyla "Miss Peregrine's Home for Peculier Children" kitabını Filmden önce okumak gerek diyerek İdefix'e ısmarladım, gelir gelmez okumaya başladım, bir solukta okudum, bitirdim.
Kitap; gerek konusu, gerek sayfa dizaynı ve resimleri ile



sizi bambaşka zamanlara ve yerlere götürüyor, bambaşka insanlarla tanıştırıyor.  

Şimdi Tim BURTON tarafından çekilen Filmini bekliyorum heyecanla.  
Yönetmen: Tim BURTON
Oyuncular: Eva GREEN
Samuel L. JACKSON
Kim DICKENS
Judi DENCH
Yapım Yılı: 2015




Yeni bir Marc LEVY Romanı ve yine hüzün, neşe, yaşama sevinci, içinizi ısıtan bir Aşk ve yüreğinizi rendeleyen ayrılık ve ölümler. Marc LEVY'nin en kendine has Kitabı "Neredesin?"
Susan ile Philip'in çocukluktan itibaren süregelen sıradışı Aşkı, Susan'ın Honduras'a gidip insanlığa hizmet etmeyi seçmesi ile her seçişin bir kaybediş olduğunu ispatlarcasına başka bir yolda ilerliyor, o yol üzerinde Philip de Mary'i seçiyor. Her yıl Susan ve Philip Newark Havaalanında buluşsalar da birkaç saat sonra seçtikleri hayatlara geri dönüyorlar ve gitgide uzaklaşıyorlar birbirlerinden.
Bu ay Marc LEVY'nin bütün Kitaplarını bitirmeyi hedefledim; "Neredesin?"den sonra "Özgürlük için" bekliyor sırada...



Komik ve Eğlenceli bir Kitap 
"Bir IKEA Dolabında Mahsur Kalan Hint Fakiri'nin Olağanüstü Yolculuğu"
Kitabın Kahramanı Hint Fakiri cebindeki sahte 100 Euro ile Paris'teki IKEA'dan çivili yatak almak için düşer yola, Hindistan'dan Paris'e, Paris'ten Londra'ya, Londra'dan Barcelona'ya, Barcelona'dan Roma'ya- üstelik Sophie Marceau ile yakınlaşarak, Roma'dan b-kaçarak bindiği balonun gazı bitince Akdeniz'in tam da üzerine, Akdeniz'den Libya'ya, Libya'dan yeniden Paris'e üstelik cebinde 100.000 euro ile... 
Çoğunda sadece Havaalanından başka bir yeri görmeden... 
Gerçekten de olağanüstü bir hikaye kurgulamış Romain PUERTOLAS.




Marc Levy okumak bana iyi geliyor, bir yandan kitap bitsin istiyorum, bir yandan da bitirmemek için ne gelirse elimden ardıma koymuyorum...
"Birbirimize Söyleyemediğimiz Onca Şey" ile Marv Levy yine yürekleri eziyor geçiyor. Görüşmediği Babasını yıllardan sonra düğününe çağıran Julia'ya, Babasının sekreteri "ne yazık ki babasının düğüne katılamayacağını" bildirir. Çünkü, düğün günü babasının cenazesi kaldırılacaktır ve kitap Julia'nın Babasının Paris'te öldüğünü öğrenmesi ile bambaşka bir hikayeye dönüşüyor. 
Düğünü iptal eden Julia, Babası ile Kanada'dan Paris'e, Paris'ten Berlin'e, Berlin'den New York'a kadar pek çok sırrın çözüldüğü çok ilginç bir yolculuğa çıkıyor. Üstelik, cenazeden hemen sonra ve Babası ile birlikte...  
    





"Sen benim gölge hırsızımsın; nerede olursan ol, seni bulacağım"

Başka bir kadın uğruna oğlunu ve karısını terk eden bir adam, terkedilmiş ve oğlu ile kalakalmış bir kadın, üstelik hemşire, çelimsiz, gözlüklü ve gölgelerle konuşan bir çocuk, yüreğinin sesini dinleyen bir hademe, Luc, Marques,Elisabeth, küçük ve kendi halinde bir kasaba, Clea, Sophie ve Gölgeler.
Anne yarın ne zaman? diyen çelimsiz çocuk büyüdüğünde gölgelerin izini sürmeye devam ediyor... 

Marc Levy'nin kolay ve akıcı, sürekleyici Kitaplarından biri daha; "Gölge Hırsızı" 




Maeve Binchy'nin bütün kitaplarını okudum ama, en keyif alarak okuduğum "Küçük Bir Kış Masalı" oldu... 
İrlanda'da küçük bir sahil Kasabası olan Stoneybridge'de, Kasaba halkı ve yakın çevresine karşı gelerek, hayallerinin peşinden koşan bir kadının, Chicky Starr'ın hayata geçirdiği Otelinin ve konuklarının hikayesi "Küçük Bir Kış Masalı". Konukların kimisi neşelendiriyor okurken, kimisinde  hüzün kaplıyor içinizi. 
Sayfaları hızlı hızlı tüketip son sayfa bittiğinde "Bir Şehrin hikayesini; Şehrin Yazar'ının kitaplarından öğrenmeyisever bir Şehirkolik" olarak İrlanda ve Stoneybridge "Gidilecek yerler listesinde" yerini alıyor...
Maeve Binchy severler kaçırmamalı.    



TRENDEKİ KIZ - PAULA HAWKINS



Perşembe günü Idefix'ten sipariş ettiğimde elime bu kadar çabuk geçeceğini düşünmemiştim. Cuma günü kitap geldi. İş çıkışında, haftasonuna başlamanın sevinci ile serviste okumaya başladım, cumartesi kitap bitmesin diye belli sayfaya kadar okudum, pazar günü Ömerli'de, bütün gün Leylekleri fotoğrafladım, gece olunca kitabı büyük bir iştahla okumaya devam ettim ve ne yazık ki istemeye istemeye bitirdim.
Paula HAWKINS iyi iş çıkarmış Trendeki Kız ile. 
Bir solukta okunan Kitaplardan, Londra'nın banliyölerinden biri, Trenler, Ayyaş bir Kadın, Aşk, bir Psikolog, aldatan kocalar, aldatan kadınlar, aldatılan kadınlar, bir katil ve dolayısıyla bir ceset var...
  Film olarak da vizyona girecektir diye düşünüyorum :)) 




Uzun zamandır Fransız Varoluşçularını ve özellikle 
Simone de BEAUVOIR'ı okumadığımı farkettim. 
İdefix hayatıma girdiğinden beri hayatım daha kolay ve neşeli hale geldiğinden (paket geldiğinde yaşanan), çalışma masama kuruldum ve BEAUVOIR'ın bir kitabını seçmek için İdefix'e başvurdum yine ve büyük bir hızla seçim yaptım.
Matruşkalı "Moskova'da Yanlış Anlama" bugün geldi. 
Özlemişim Simone de BEAUVOIR'ı.
60'lı yaşlarını süren bir çiftin; Nicole ve Andre'nin Moskova'ya yaptığı seyahatte yaşadıklarını anlatıyor "Moskova'da Yanlış Anlama".
Bu kitap zaman zaman Sovyetler Birliği'ne birlikte seyahat eden BEAUVOIR-SARTRE çiftinin de örneklemesi gibi aynı zamanda...
        



"Miss POTTER" filmini bitirdiğimde, bazı insanların varlığı ile dünyanın daha pırıltılı bir hale dönüştüğünü düşündüm, o insanlar yeryüzünü kendi renkleri ile boyadıklarından, "yaşamak" rengarenk hale gelmekte sanırım tüm insanlık için...
  
Renee ZELLWEGER ve Ewan MC GREGOR'un başrollerini paylaştığı, Chris NOONAN'ın yönettiği 2006 yapımı film, İngiliz Çocuk Kitapları Yazarı ve İllüstratör Beatrix POTTER'in hayatını anlatıyor...
Beatrix, tutucu İngiliz geleneklerine karşı durarak, evinin hanımı olmak yerine, doğa ve çevre bilimci bir hayalperest olmayı tercih ediyor, gelenekçi İngiliz erkeklerine de kendini kabul ettirerek, çizimlerini yaptığı kitabını, 1901 yılında Frederick Warne & Co. Kitapevi ile anlaşarak yayınlıyor. Kitapları kısa zamanda hak ettiği şöhreti ve kazancı getiriyor Beatrix'e. Yayımcısı Norman WARNE ile duygusal ilişkisi, 1905 yılında Norman'ın ani ölümü ile son buluyor ve Beatrix düştüğü bunalımdan kurtulmak için, varlıklı ve aristokrat bir aileden gelmesine rağmen, Lancashire - Windermere'de kendi kazancı ile aldığı taşra evinde yaşamaya başlıyor. Hayatının geri kalan kısmında doğa ve çevre için çalışmaya devam ediyor. 1913 yılında Avukat William HEELİS ile evleniyor. Evlendikten sonra bir daha yeni kitap yayınlamıyor ama, Kitapları ve çizimleri ile pek çok çocuğun hayalgücünü geliştirmeye devam ediyor 1901'den bugüne...

Beatrix POTTER'ın kitapları ile değil, kahramanları ile oldu ilk tanışmam, koleksiyonum için almış olduğum bir seri Yüksükte Beatrix'in yarattığı Tavşan Peter, Ördek Jemima, Kirpi Bayan Tiggy-Winkle, Tavşan Benjamin, Sincap Nutkin, Tilki Bay Tod, Fare Terzi Gloucester vardı...


 Yaratmış olduğu kahramanlardan geriye giderek buldum ve sevdim bu hayalleri ile dünyayı başka renge boyayan ve hem cinsleri için örnek olan Kadını...



FİKRET MUALLA VE AMEDEO MODIGLIANI yada İKİ BOHEM
Hıfzı Topuz - Paris'te bir Türk Ressam Fikret Mualla'nın yaşamı

Son sayfayı okuyup kitabı bitirdiğimde keşke diye düşündüm, "Fikret Mualla" ile hayatın kenarda köşede kalmış zamanlarından birinde bile olsa tanışma fırsatım olsaydı, hele de kendini çok yalnız hissettiğinde ve bir kadeh şarap ile sigara molası vermek istediğinde olsaydı bu karşılaşma, hem de aşırılıklarını yaşadığı kentte, Paris'te,  
Sonra kızımı aradım, " Karacaahmet'e" gittiğimiz zaman bulalım ve ziyaret edelim diye, hiç düşünmeden peki dedi.

Hıfzı Topuz'un yeni kitabı "Paris'te bir Türk Ressamı Fikret Mualla'nın yaşamı"'nı bir solukta okuyup bitirdim. Kitabı okurken Fikret Mualla'nın bohem hayat tarzı nedeniyle olsa gerek "Amedeo Modigliani"'yi düşündüm ve karşılaştırdım.
Fikret Mualla; Türk, Bohem, Alkol Bağımlısı, Ressam ama, değeri sonradan anlaşılanlardan, Paris'te sönen yıldızlardan...    
   
Fikret Mualla (1903-1967)

Fikret Mualla 

Fikret Mualla 

Fikret Mualla

Modigliani; Yahudi, Bohem, Verem ve Tüberküloz, Uyuşturucu bağımlısı, Ressam ama, değeri sonradan anlaşılanlardan, Paris'te sönen yıldızlardan ve üstüne üstlük genç yaşta göçüp gidenlerden...

 
Amedeo MODIGLIANI (1884-1920)

Amedeo MODIGLIANI

Bohemlikleri, kaderleri bu iki Ressamın...
 Tabloları, desenleri, heykelleri uzaktan yakından benzemiyor ama, sanırım hayata tutunuş biçimleri aynı, aç geçirdikleri günlerde ruhlarını resimleri ile doyuruyorlar...
Modigliani ile Üniversiteye giriş sınavına çalışırken tanıştım, devam ettiğim dershanedeki Türkçe öğretmenim, sınava hazırlanırken Edebiyat Dergilerinden birini takip etmemin çok faydasını göreceğimi söyleyip, "Milliyet Sanat Dergisi"'ni önerince, aralıksız 4 yıl ve sonrasında da zaman zaman devam eden bir alışkanlığa dönüştü "Milliyet Sanat Dergisi".
Türkçe sınavında kaç soruyu cevaplamamda yardımı olduğunu hatırlamıyorum derginin ama, hayatı başka türlü görmemi sağladığı muhakkak. Modigliani'yi ile tanıştığım dergi artık kütüphanemde değil belki ama, belleğimdeki yeri sanırım herşeyin üzerinde yerini almış durumda.  
Birgün Paris'te, Ressamlar tepesinde dolaşırken sokak ressamlarından birine takıldı gözüm. Önünde oturan 50'li yaşlarında oldukça zarif bir hanımı çiziyordu kara kalem, hangi ülkeden geldiğini soruyordu bir yandan da... Zarif sarışın Kadın, Lüksemburg'dan geldiğini söylerken, resmi görmek için çabalıyordu. Ressam inatla kadına göstermedi çizdiği portreyi, bana nasıl oluyor der gibi göz kırparak, konuşmaya devam ediyordu, dayanamadım ve tek kelimelik bir cümle kurdum herkese herşeyi açıklayan: "Modigliani"
      Fikret Mualla'nın çocuk resimlerini sevdim hep.
Fikret Mualla 

Modigliani'nin uzun boyunlu naif insanlarını da...    
 
                                    Amedeo MODIGLIANI                          
                                                      (Jeanne HEBUTERNE-Sevgilisi ve Modeli)

Amedeo MODIGLIANI 
(Leopold ZBOROWSKI)

Amedeo MODIGLIANI 
(Kendi Portresi)

Amedeo MODIGLIANI 
Harlequin

Amedeo MODIGLIANI 

Amedeo MODIGLIANI 

Amedeo MODIGLIANI 

Amedeo MODIGLIANI 

Amedeo MODIGLIANI 
Soutine

Amedeo MODIGLIANI 

Amedeo MODIGLIANI 
The Gypsy 

 Bu iki aykırı adam dünyayı kendilerine ait renklerle ve desenlerle boyadılar. Bıraktıkları izler hem naif, hem bir o kadar derin, üzerine basıp yürümek isteyenler için...  

Yönetmen: Mick DAVIS
Oyuncular: Andy GARCIA
Elsa ZYLBERSTEIN
Omid DJILALI

  Modigliani'yi daha iyi anlayabilmek için Mick DAVIS'in filmini de kaçırmamak gerek. 

"Ruhunu görebildiğimde, gözlerini de çizeceğim"





"Babama, anneme ve kız kardeşime" 
diye başlıyor söze Yazar Salvador Plascencia 
2. sayfada ise 
"Ve bana hepimizin kağıttan olduğunu öğreten Liz'e" 
diyerek sözü bırakıp başlıyor yürekleri dövmeye.
Okuduğum en sıradışı kitap "Kağıt İnsanlar"
Hem konusu, hem kurgusu, hem de kitabın iç tasarımı onu sıradışı yapan. 
Bugünlerde değişik bir şey yapmak isterseniz "Kağıt İnsanlar" işinize yarayacaktır. 
Federico de la Fe ve kızı küçük Merced, onları terkeden Merced de Papel, Satürn, Froggy el Veterano, EMF, Mekanik Kaplumbağa, Subcomandante Sandra ve daha bir sürü Kağıt İnsanlar... 
5 günlük seyahatte yanımda iyi ki vardılar... 


Muriel BARBERY okumaya başladıysanız, bütün kitaplarını okumak için yanıp tutuşabilirsiniz.
"Kirpinin zarafeti" ve "Gurmenin son yemeği" kahramanlarının ortak olduğu romanlar. Önce kirpinin zarafetini okumuştum, şu sıralar Gurmenin son yemeği var elimde ... Yine, Muriel BARBERY tadında sıcacık bir roman.İyi kitap okumak isteyenlere... 



Elimde okumak için sıra bekleyen bir sürü kitap varken İsmi beni o kadar cezbetti ki , hem de yazarının büyüsüne kapıldım ve aldım hemen Marc LEVY'nin " Bay Daldry'nin tuhaf İstanbul Yolculuğu"nu ... Şimdi başucumda bir süre bekleyecek "Ustam ve Ben" , bir de "Kirpinin Zarafeti" bitince başlayacağım...  

"Kirpinin Zarafeti" de kitap kurtlarının kaçırmaması gereken bir Kitap , Kitabı bana hediye eden sevgili  yeğenime bloğumdan da teşekkür etmeliyim bu arada ... "Kirpinin Zarafeti"ni okumamış olsaydım ,  hayatın güzelliklerinden birini yaşamamış olacaktım ... "Kirpinin Zarafeti"nin filmini de aldım ama ,  kitabını bitirmeden seyretmeyeceğim , direniyorum ...


    

    BUGÜN BAŞLAYACAĞIM

"Ustam ve Ben"; Elif ŞAFAk'ın son Kitabı. Kitabın Kapağı o kadar güzel, o kadar güzel ki... Kitabı almamda rol oynamadı desem yalan söylemiş olurum. Filleri çok severim, evimde bir sürü Fil obje baş köşeye kurulmuştur, bu ayrı konu, ama, İstanbul gövdeli bu file sırılsıklam aşık oldum hemen oracıkta, Nezih Kitapevinde ... 
Gerçi her zaman olduğu gibi Elif ŞAFAK - Ustam ve Ben ile de tartışmaların odak noktasına oturmuş edebiyatla ilgilenen çevrelerde... Ama, bu tartışmalardan uzak durarak, önce bu kitabı okumak istiyorum, bir solukta ... 16. yy'da, yolu İstanbula düşen Fil ÇOTA ile bakıcısı CİHAN'ın hikayesi, hikayeye Mimar Sinan da dahil oluyor Usta olarak...  
Jose SARAMAGO'nun "Filin Yolculuğu" kitabını da sonrasında okuyacağım!
ŞAFAK, Ustam ve Ben ile Hindistan'dan - İstanbul'a bir yolculuğun ve şehrin masalını anlatıyor.
SARAMAGO ise, Filin Yolculuğu ile Lizbon'dan - Viyana'ya. 

"Gezginler, sonuçla ilgilenmez, süreç önemlidir onlar için, o süreçte yaşadıkları, gördükleri ve öğrendikleri, tattıkları ve tanıştıkları ..."

OKURYAZAR olarak ben de, masallarla ilgilenirim, şiirlerle, öykülerle, hikayelerle. Kahramanlarının yerine geçebildiğim her kitap başarılıdır benim için, yolculuğunu yaşayabildiğim her öykü amacına ulaşmıştır kitabı bitirdiğimde... Benzer bir sürü hikaye okumuşumdur, benzemez bir sürü kahraman. Önce; Ustam ve Ben'i okuyacağım, sonra Filin yolculuğunu. İki farklı filin, iki farklı bakıcıyla, aynı yüzyılda, 2 farklı zaman diliminde, 2 farklı şehirden, 2 farklı şehre uzanan ve kesişmeyen hikayelerini okuyacağım, kendimi bulmak için...
  
 


HENÜZ BİTİRDİKLERİM 



Franz KAFKA'nın AFORİZMALARINI ( Özlü Söz demek Aforizma ) okumak için , oldukça sakin bir köşe hazırlamalısınız kendinize ... Yudum yudum okumalısınız , anlayabilecek kadar yavaş , ayrıntıları yakalabilecek kadar hızlı ... Hatta o kadar durağan bir zamanın içinde olmalısınız ki okurken - dikkatinizi dağıtmayacak bir çark işlemeli - tamamen siz o olmalısınız , yani , KAFKA ... yani , anlayabilmek için o zamanda , o mekanda , o adamı ... 
Belki de , Kafka'yı okumak için herşeyi susturmak !!! saygıyla da alakalı ... 
Aforizmalar , sadece bir kez okunup , bitti tamam , kütüphanede yerini alsın denemeyen kitaplardan ... Birşeyleri aramaya çıktığınızda - KİTAPTAKİ KUŞUNU ARAMAYA ÇIKAN KAFES gibi - , bir kaç cümle okuyun bu kitaptan , bir kaç adım attıracaktır aradığınızı bulma yolunda ... 

 
                                   
Göğsüme bir İstanbul çiziyorum
Başparmağımla, kelebek biçiminde
Çocukmuşum gibi aynanın önünde
Yüzümü saçlarımı okşuyorum





Kadıköyden herhangi bir deniz

Tenha bir tramvay Şişliden
Samatyadan belki Sultanahmetten
İncir ağaçları anımsıyorum





Göğsüme bir İstanbul çiziyorum

Başparmağımla, kelebek biçiminde
Biraz umutsuzum, biraz yorgun işte
En çok gözlerimi seviyorum

Ataol BEHRAMOĞLU

İstanbul'a dönüş yolundayız ve tatilde çok özlemişim bu güzel şehri. 
Ataol BEHRAMOĞLU kadar çok seviyorum ve göğsüme çiziyorum İstanbul'u ben de.





                                                                       Yeni Kitaplarım :






Yeni Kitaplarımı Cumartesi günü D&R 'dan aldım. 
Bir İstanbul Aşığı olarak "Benim Adım İstanbul"'u
hemen okumaya başladım ve bir solukta bitirdim 
Başlamışken İstanbul'la devam ediyorum. 
İstanbul Hatırası da çok sürükleyici.


           

GÜNDÜZ VASSAF'ın yeni Kitabı "MOSTARİ / bir köprü bekçisinin günlüğü"
Kitabın ilk sayfalarında Mostar Köprüsü için şu notu düşüyor "Not Defterine" : 
" BURAYA GELMEYEN YAŞAMAMIŞTIR " 
Mostar Köprüsünü sahiplenmesini ve Köprünün Kendisini nasıl zapt ettiğini anlatıyor MOSTARİ'de. Taa ki bir gün azad olana kadar. Şiir tadında, VASSAF tadında. Başlayınca hemen bitiyor, Mostar'ın gözettiği Neretva'nın debisi hızıyla.
      
 

Melodi BAÇ - YASAK ve YASAK II CRİSTA Romanlarının Yazarı. Buraya kadar herşey normal gözüküyor ama, aslında durum biraz daha farklı. Melodi BAÇ, 17 yaşında. Yani, bu büyük işleri, küçücük yaşında başarıyor. Geleceğin Büyük Yazarlarından olacak Melodi, yayınlanan 2 kitabı var ama, şimdiden taslaklarını oluşturduğu birkaç romana da hayat vermekle meşgul. İlk Kitabı YASAK'ı bir solukta okumuştum. 2. Kitabı YASAK II CRİSTA , piyasaya yeni çıktı, dün Tüyap 31. İstanbul Kitap Fuarında imza günü vardı Melodi'nin. 
2. Kitabını dün Fuardan aldım, Yazara imzalattım, bugün okumaya başladım. Melodi aynı zamanda benim çocukluk arkadaşımın da kızı. Gençleri böyle büyük başarılarda desteklemek gerekiyor. 
Bir Yazarı desteklemenin yolu da "Onu Okumaktan" geçiyor.

       
Yazar Melodi BAÇ 



Bu genç Yazarın; 31. İstanbul Kitap Fuarı ( Tüyap ), 4. Holdeki, İKİNCİ ADAM Yayınevinde 24 Kasımda da İmza günü var...       

 İKİNCİ ADAM YAYINEVİ






Kitapçılarda çoğunlukla Çocuk Kitapları bölümünde bulabileceğiniz Joanne OWEN'ın "Kukla Ustası" kitabı, çocuk kitabı değil, Çocuklar da okumalı ama. Büyükler Prag'ı gezip okurlarsa daha çok keyif alırlar muhtemelen.
Benim gibi Prag ve Kukla aşığı biri için bu kitap çok önemli bir yapıt kuşkusuz. 
Kitabı çok sevdim, bir solukta okudum bitirdim. Kafamda bu kitabı armağan edeceğim bir kaç kişi var. Kimi benim gibi Kitap, Prag ve Kukla sever, Kimi Çocuk kitapları yazar, biri de Çocuk, çok kitap okur  ...  
Daha ilk cümleden içine aldı "Kukla Ustası", Prag'ı dolaştım, ara sokaklarını, Eski Şehir meydanını, Astrolojik Saati, Altın Yolu ve Franz Kafka'yı. Soğuktan dişlerim birbirine çarptı, parmaklarım dondu, Kirpiklerim buzdan ok oldu, Charles Köprüsünde gün geceye dönüştü, günışığı sokak lambalarının hükümdarlığına teslim oldu dayanamayıp. Zifiriye dönünce saatler, ara sokakların parke taşlarında ayak sesleri duyuldu, gündüzleri raflarda sergilenen Kuklaların, Geceyi ve Prag'ı dolduverdiler gürültülü adımlarla... 
Joanne OWEN, Prag'la çok iyi dost anlaşılan. Ve iki sıkı dost buluşunca, müthiş güzel bir birliktelik olarak  doğmuş bu Kitap... 

"KUKLALAR GÜÇTÜR , EFSANELER GELECEK" 


Nezih Kitabevi-Şaşkınbakkal'da 3 al 2 öde kampanyası var. Bizim ev için seçtiklerim:


1- Gizem ve Hayalgücü Öyküleri // Edgar Allen POE
2- Bir Soru Bir Aşk // David NİCHOLLS
3- Sultanı Öldürmek // Ahmet ÜMİT 


Elimden bırakamadım, yemek pişirirken bile okumaya devam ettim. Dili sade, konusu ilginç ve kesinlikle çok akıcı. İçine çekiyor ve bitirmeden dönemiyorsunuz gerçek dünyaya. İyi ki kesişti yolum Julie OTSUKA ve kitabın kahramanları gemiyle Japonya'dan, San Francisko'ya  "fotoğrafla eşleşmiş gelinler" olarak getirtilen bir grup genç Japon kadının hüzünlü hikayeleri ile. 
Julie Otsuka, Amerikalı olduğu ve New York'ta yaşadığı halde, gerçek bir Uzakdoğu'lu ruhu yaratmış Kitabında. 
.



Her zaman sıcağı sıcağına okuyamıyorum ama, bu defa öyle olmadı. 
Elif ŞAFAK-ŞEMSPARE'yi taze taze okudum, keyifle.

07.05.2012
Bugün yeni bir Kitap var elimde
Yazarı :Tulepbergen KAİPBERGENOV
Kitap : Karakalpak Kızı


Arada hiç bilmediğim coğrafyaların, bilmediğim Yazarlarını okumak iyi geliyor bana. Tulepbergen KAİPBERGENOV'un özgeçmişinde Tanınmış Karakalpakistanlı ( Özbekistan'ın özerk bir Cumhuriyeti )  roman, öykü ve derleme yazarı olduğundan bahsediliyor. Ama, itiraf ediyorum ben ne bu özerk cumhuriyeti, ne de bu tanınmış yazarını, Karakalpak Kızı Kitabını görüp alana kadar tanımıyordum. 1963-1965 yıllarında kaleme aldığı ilk romanı bu roman.
Diğer Romanları  : Asi Kız ( Nepokornaya - 1981 ), Gözbebeği ( Zenitsa - 1984 ), Mamambiy Efsanesi, Mutsuzlar,
Öyküleri : Öğretmenime Teşekkür, Defter diyor ki, Soğuk Damla, Uykusuz Geceler
Ayrıca, 3 Ciltlik Karakalpakskiye Dastanı ( Karakalpak Destanları - 1968 - 1976 ) ile Halk efsanelerini, Atasözlerini, Tarihi Hikayeleri derlemiş ve gelecek nesillere aktarmış...  

09.04.2012
Bu hafta kitap hakkımı kızıma almaktan yana kullandım... 
Barcelona'da, Casa Mila'nın Shop'undan ( Bu Bina ünlü Mimar Antoni GAUDI tarafından yapılmıştır ve La Pedrera diye de adlandırılmaktadır )  "ALICE" Kitabının hem de Fransızca'sını bulup aldım. Malum, İspanya'ya gideceğimi duyduğunda, kızım; "ZARA" 'dan bir yığın şey sipariş etti ama, döndüğüm zaman "ZARA" 'dan aldığım Giysilerden daha çok "ALICE" ilgisini çekti kızımın ve favorisi oldu.
Ben de bir kez daha birşeyleri doğru öğretmiş olduğumuzun farkına vardım ... 
Kısaca, Kitap amacına ulaştı. Bu arada Kızıma Barcelona'dan almış olduğum en pahalı hediye de bu kitaptı ...

     


Kitabın resimleri sadece çocukların veya gençlerin değil, gören her yetişkinin de ilgisini ve beğenisini çekiyor.
Teşekkürler bu güzel kitapla kızıma yeni hayaller kurduran Lewis CAROLL ve  Rebecca DAUTREMER...


Halen okumakta olduğum Kitap ~~ Maeve BINCHY - AŞK ve ÇOCUK 


20'li yaşlarımda - henüz evli değilken - haftasonları en büyük aktivitem, 11.15 matinesi ve film çıkışı Kitap ve anneme bir buket çiçek alıp eve gelmekti. 
Çiçekleri vazoya yerleştirip, çayı da demledim mi, kitabımı alır ve başka bir hayata başlardım.
Tam bir kitap kurduydum. Tabii, en keyif aldığım yer Moda'daki birkaç sahaf idi. Gerçi, çoğu zaman annemin muhalefeti ile karşılaşıyordum. Başkalarının eski kitaplarını okuduğum için ama, annem, kitabın her türlüsüne tapmamın tek nedeninin kendisi olduğunu göremiyordu.
Oysa ki, 11 yaşıma bastığım gün, kocaman bir paket verdi bana, içi kitap doluydu, yırtarak açtım paketi, annem sonradan çok eleştirdiği şeyi yapmış ve Moda'daki sahaftan bir sürü kitap almıştı, doğumgünü hediyesi olarak. Gerçi, bazılarını okurken epeyce zorlandım. Jean Paul Sartre, Özgürlük Yolları - Yıkılış 'da ne demek istiyordu. Agatha CHRISTIE ve Nil'de Ölüm'ü bir solukta okudum ama, Knut HAMSUN ve Açlık'da biraz sıkıldım. 
Annem, harçlık verdiği zaman paramı kitap dışında birşeye harcayamazdım. Biriktirir ve doğruca kitapçıda alırdım soluğu. O zamanlar her konu ilgimi çekiyordu. Üniversite çağlarında biraz daha rafine oldu okuma alışkanlığım. Şiir eklendi hayatıma. Şiiri sadece okumuyordum, yazmaya da başlamıştım. Gerçi şiir yazmaya 9-10 yaşlarımda başlamıştım ama, üniversite zamanlarında temelini oturttum.
26-31 arası yaşlarımda -evli ama henüz bebek sahibi olmadan - haftasonları en büyük aktivitemiz , "kokuşma günleri" adını verdiğimiz, sabahtan akşama kadar hırpani ev giysislerimizle, alo pizza hattından yiyecek ve içeceklerimizi sipariş edip, bazen 3 film birden seyretmek ve sayısız gazete ve dergi ve kitap okumaktı, eğer, haftasonu seyahatine çıkmamışsak ... Haftasonu kaçamakları yapıyorsak yakın çevremizde, yol boyunca kitap kurdu olup, bir de uyumadan birkaç on sayfa okur ve kapatırdık günümüzü ...
32 yaşından sonra okuma alışkanlığım ters yüz oldu... Tekrar başa sardım :) Artık bir kızım vardı ve onun okuma alışkanlığını kazanması için gereken neyse onu yapmaya çalışıyordum. Her gece birkaç masal okuyorduk, masal kitapları bana da iyi geliyordu. Unuttuğum çoğu masala tekrar kavuşmuştum.
Dışarı çıktığımızda Kitap veya Dergi tutturuyorsa, hemen, hem de hepsini ve hatta daha fazlasını satınalıyorduk. Ama, tutturduğu oyuncak, giysi veya şeker - çukulata ise, hemen restimizi çekiyorduk ve almıyorduk tutturduğu şeyi. Hala da aynı davranışla devam ediyoruz, kitapçıda sınır tanımıyoruz alışverişe, başka heryerde özgürlüğü sınırlı kızımızın...

Paris
Viyana
Paris'te ve Viyana'da onun göreviydi  Shakespeare and Company'i bulmak.
Buldu da. İstediğimiz oldu, O da hayatı başka türlü gözlemliyor. Artık Lise öğrencisi ve harçlıklarının ancak küçük bir kısmını kitap için ayırıyor, kolayını bulmuş durumda, alo anne veya alo baba hattından sipariş ediyor Kitap ve Dergilerini. Hayır demediğimiz için de, harçlığının diğer kısmını Donut's ve Hot Dog yada Zara ve Ayakkabılara yatırıyor :))



Hayatımda kendi kızım dahil , okuma alışkanlığını kazanmasını istediğim bütün çocuklara "Küçük Prens" Kitabını hediye ettim...

Kaçıncı defa okuduğumu hatırlamıyorum, ama, hala canım çocuksu bir şey yapmak istediğinde "Küçük Prens"'i  alıyorum elime ve sanki ilk defa okuyormuşum gibi bir keyifle başlıyorum okumaya.
Sanıyorum dünyadaki bütün çocuklar bu kitabı okumalı. Biliyorum bu kitabı okuyan çocuklar, içindeki çocuğu yaşatabilir büyüdükleri zaman da.
Dikkatimi çekiyor kızım da, kütüphanesinde elinin yakınlarına koymuş, sanki canı çektikçe hemen uzanıyor gibi.
Antoine de Saint-Exupery, bu kitabı yazdığın için sana minnet duyuyorum, Dünyada Kitabını okumuş tüm çocuklar adına TEŞEKKÜR EDERİM...

nAifce

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder