11 Ağustos 2015 Salı

GİRİŞ BİLETİ - Başlık Eklenecek, Siteye Eklendi - 04.02

 Her şehrin ayırt edici bir özelliği vardır Şehirkolikler için, kiminde tarihin en karanlık dehlizlerinde zaman yolculuğuna çıkarsınız, kiminde teknoloji çılgınlığına kapılır, siber yaşama başlarsınız, kimi şehrin kokusu cezbeder, kimi şehir jazz'dır, kimisi klasik müzik, reddedilen bir şehir ise mutlaka silik bir fotoğraftır Şehirkolikler için, ondandır gidilecekler listesinde yer alamaz... 
 "Bir Şehirkoliğin kişiliğidir seçtiği Şehirler aslında"

İşte tam da bu nedenle sizin şehriniz Salzburg'sa "Romantik bir Şehirkoliksiniz demektir, dış etkilere karşı kendini koruyabilen, biraz sakin, biraz sade, tamamiyle görmüş geçirmiş" 
    
"Mozart'ın Avrupa Köyleri" turunun başlangıç noktası olan ve aynı zamanda Mozart'ın doğduğu şehir Salzburg'un, bir Şehirkolik için ayırt edici özelliği ise son derece estetik "Ferforje reklam panoları" hiç kuşkusuz.

Şehrin bütün Kimliğini panolarda görebilir, yaşayabilir, hissedebilirsiniz. Dünya markalarına, kendi standartlarını kabul ettirmiş olan Salzburg, yürekten bir alkışı hakediyor bu anlamda sanırım.  
  



Birbiri ile uyumlu, sade, ışıksız ve pırıltısız, tek işlevi markanın bulunduğu yeri işaret etmek olan zarif isim panoları, günlük hayatı kalabalık ve gürültücü yapmak yerine sakinleştiriyor, sadeleştiriyor. (İstanbul'un alışık olmadığı bir yaşam biçimi bu)  


Sazlburg demek Mozart demek aynı zamanda. 
Eğer, yaz döneminde yolunuz düşerse Avusturya'nın bu en biblo şehrine, ister bir cafede, ister en bilindik markaların boy gösterdiği Getreidegasse caddesinde, ya da en ücra ara sokaklarında dolaşın, her taraftan Mozart'ın müziğini duyacaksınız, ruhunuzu da doyuracak Salzburg kısaca. 



Tirol Bölgesi şapkalarının satıldığı Şapka dükkanları alternatif hediyelik imkanları da sunuyor 
"Bir şehri üzerinde taşımayı sever Şehirkoliklere" :))










Şehrin naif Ferforje kimliğinde Hohensalzburg'a (Salzburg Kalesi) çıkmak için kullanılan Fünikülerin tabelası favorilerimden :))  




Salzburg'lu Hugo BOSS 




Orta Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde/Şehirlerinde yediğim Bretzel'in Salzburg'daki tadı elbette "yediklerimin içinde en tuzlusu" olarak tarif edilebilir, çünkü, Salzburg; Tuz Kalesi demektir ve adını bölgeye ilk yerleşenlerin hayatlarını kazandıkları Tuz Madenlerinden almaktadır. Bretzel'in bir İstanbul'lu olarak karşılığı ise "belki" çıtır sabah Simidi olabilir :)) 
Salzburg'lu Fırıncının kullandığı Bretzelli tabela ise tam not alıyor ve favorilerim arasına giriyor...   





Şehri ikiye bölen Salzach nehri, şehrin silüetini belirleyen bir yakadaki Salzburg Kalesi ile diğer taraftaki Mirabell Sarayını birbirine köprülerle bağlıyor ve içlerinden biri -Makartsteg Köprüsü Avrupanın pek çok şehrindeki köprülerin modasına uyarak, üzerindeki kilitlerle dünyanın dört bir yanından Aşkları birbirine bağlıyor...  


Salzburg için en güzel zaman; ya Aralık Ayı- Buz Patencilerinin ve Noel Pazarlarının rengarenk görüntüleri arasında dolaşarak, ya da Temmuz - Ağustos aylarında Salzburg Festivalinin şehre yayılan sanatçıları ve sanatı ile birarada ama, her iki zamanda da kaçırılmaması gereken bir şehir "Tuz Kalesi".