5 Ocak 2014 Pazar

UÇAN SÜPÜRGE - Eklendi, 19.03

İSTANBUL OYUNCAK MÜZESİ - II 

Yazı dizisi olarak devam ettiğim Sunay AKIN - İstanbul Oyuncak Müzesinde en ilgimi çeken , kendimi alamayıp dakikalarca her bir camekana yapıştığım oyuncakları paylaşıyorum şimdi de ... Oyuncak demek yanlış oluyor tabii ... Bunlarla oynayan çocuklar - oynama şansına ulaşmış olan varsa - ne kadar şanslı olduklarını da biliyorlar mı acaba ?   Başka Dünyanın , başka hayatların çocukları olduklarını biliyorlar mı ?
Balıkçı ... Dilimlenmiş somon dahi satabilirsiniz , üstelik 1900'lerde ...   
Kasap... 1900'ün Alman çocukları Kasapçılık oynayabiliyordu yani ...
 Hitler'in hiç oyuncağı olmadı da , onun için mi kıskandı diğer çocuklarını
Dünyanın ve Avrupa'nın Kasabı oldu ... 
 Antikacılık da oynayabilirsiniz , dilerseniz ...
Ya da Gelinlikçi olursunuz Danteller , inciler ve çiçekler içinde ... 
1968 'de annem de Hoover kullanmaya başlamıştı ... 
Kütüphanesiz Ev olur mu ?
Çiçekçi olmadan olur mu ?

Şapkacıya ne demeli !
Ayakkabıcıdaki Ayakkabılar biraz demode kalmakta :) 

Pastacı tam olması gerektiği gibi , çok güzel ...
İtriyat Dükkanı da çok iyi tasarlanmış ... 
Kumaşçı da ... 


Antikacı ... 
Evin mutfağında yemek hazırlama telaşı ... 
Terzi ... 
Oyuncakların sihri ayrıntılarda gizli ... 
En sevdiğim bu cafe oldu ...  
Oyun evlerinin hikayeleri de var , Aristokratların evleri o kadar büyük ki , gelen konuklara evi gezdirip , şaşaasını göstermekte zorlandıkları için , evlerinin birebir aynısını yaptırıp , sergiliyorlar... Yani , çocuklarına oyuncak olarak almış değiller aslında , zenginliklerinin göstergesi olarak yaptırmışlar bu Oyuncakları ... 
Zaten , Oyuncak olarak satıldığında bile bu evler yine Aristokratların çocuklarının odasını süslüyor olurdu sanırım ...    

Devam edecek ... 
***Fotoğraflar ;  nAifce tarafından Aralık 2013 tarihinde Sunay AKIN İstanbul Oyuncak Müzesinde çekilmiştir ...                                                 

OKURLARYAZARLARDA - Eklendi, 19.03


Elimde okumak için sıra bekleyen bir sürü kitap varken İsmi beni o kadar cezbetti ki , hem de yazarının büyüsüne kapıldım ve aldım hemen Marc LEVY'nin " Bay Daldry'nin tuhaf İstanbul Yolculuğu"nu ... Şimdi başucumda bir süre bekleyecek "Ustam ve Ben" , bir de "Kirpinin Zarafeti" bitince başlayacağım...  

"Kirpinin Zarafeti" de kitap kurtlarının kaçırmaması gereken bir Kitap , Kitabı bana hediye eden sevgili  yeğenime bloğumdan da teşekkür etmeliyim bu arada ... "Kirpinin Zarafeti"ni okumamış olsaydım ,  hayatın güzelliklerinden birini yaşamamış olacaktım ... "Kirpinin Zarafeti"nin filmini de aldım ama ,  kitabını bitirmeden seyretmeyeceğim , direniyorum ...


KOLEKSİYON - Eklendi, 19.03

Koleksiyonuma Sevgili Arkadaşım Tülin Kaymakçı tarafından yeni yıl hediyesi olarak gönderilen Yüksükler ... Tutkunu olduğum Yüksük sayesinde tanıdım Tülin Hanımı ... O da Yüksük severlerden ... Aynı yöne yürüyenlerin yolu kesişiyor bir yerlerde işte ... 
Sevgili Tülin sadece Yüksük göndermemiş , diğer bir koleksiyonuma da "Don't Disturb" yazılarından bulmuş , kızımı da unutmamış , Baykuşlu Küpesi için de bir kez daha teşekkürler ... 
Blogger olmaya çalışırken en keyif aldığım ise yolumun kesiştiği birkaç İnsan ... İyi ki girdiniz hayatıma , Yüksüklerse güzel birer bahane ...